(4721 S. K. m. 722, 723, 995)
Dava: Dava dilekçesinde 7.000.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı arsa sahibi ile davadışı müteahhit arasında imzalanan 27.5.1991 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılacak inşaattan davacının dava dışı müteahhitten 10.5.1993 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 5 nolu daireyi satın aldığını, müteahhidin inşaatı yarım bırakması sonucunda söz konusu daireye zorunlu ve faydalı giderler yaptığını, ancak davalının açtığı müdahalenin önlenmesi davası sonucunda taşınmazı davalı arsa sahibine bıraktığını, kendisinin yaptığı harcamalar kadar davalının haksız olarak zenginleştiğini belirterek 7.000.000.000 TL zorunlu ve faydalı masraf bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; yükleniciden şahsi hak devralan davacının, kendi sözleşmesinin yanı olmayan davalıdan herhangi bir talepte bulunmaya hakkı bulunmadığını, dava konusu alacağın dava dışı yükleniciden istenebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Müteahhit ile davalı arsa sahibi arasında imzalanan 27.5.1991 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince müteahhit tarafından 5 nolu dairenin 10.5.1993 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satıldığı, müteahhidin ise işi yarım bırakarak arsa sahibi ile imzaladıkları 27.5.1991 tarihli sözleşmenin feshedildiği konusunda bir uyuşmazlık yoktur.
Davacı, henüz inşaat halinde bulunan ve tamamlanmamış binadan bağımsız bölüm edinmeyi amaçlamıştır. Topraktan satış veya temelden satış şeklinde isimlendirilen bu tür satışlarda alıcı (davacı), arsanın gerçekte müteahhide ait olmadığını, kat karşılığı ona arsa payı verildiğini, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi halinde kendisine bırakılan bağımsız bölümlerde ve arsa paylarında hakkının doğmayacağını bilerek 5 nolu daireyi gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın almıştır. Bu durumda davacının MK. nun 931. (TMK. mad. 1023) maddesinin koruyuculuğundan yararlanması söz konusu olamaz.
O halde, başkasına ait tapulu taşınmaza kendi levazımı ile imalat ve eklenti yapan davacının iyi niyetli olduğu kabul edilemez. MK. nun 908. (TMK.mad.995) maddesi hükmü uyarınca ancak yapmış olduğu zaruri masrafları talep edebilir.
Davacının, davalı arsa sahibi aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davası reddedilmiş, davalı arsa sahibinin davacı aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi davası kabul edilerek kesinleşmiş ve dava konusu taşınmaz üzerindeki imalat ve eklenti ile birlikte davacıya taşınmazdan el çektirilmiştir. Davacının 743 sayılı MK. nun 648 ve 649/2. (TMK. mad. 722 ve 723) maddesi hükümlerine göre davalıdan şahsi hakkını talep edebileceğinin kabulü gerekir. Bu takdirde davacı, davalıdan levazımın asgari değerini isteyebilir. Asgari levazım değeri, yapı ve eklentilerinin yapımında kullanılan tüm malzemenin işçililik ve yapımcı karı gibi unsurlar gözetilmeksizin piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma düşüldükten sonra elde edilecek miktardır.
Davacı, söz konusu daireye mutfak dolabı, kalebodur ve fayans gibi imalatlar yaptığını belirtmiş ve buna ilişkin tanık dinletmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak davacının varlığını iddia ettiği imalatların imar mevzuatına uygun yapılıp yapılmadığını, başka bir deyişle davalının mal varlığında bir değer yaratıp yaratmadığını inceleyip araştırmak ve elde edilecek sonuca göre yukarıda açıklandığı gibi asgari levazım değerine hükmetmek olmalıdır. Belirtilen bu yönler incelenmeden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy