(4721 S. K. m. 175) (1086 S. K. m. 427)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada; 35.000.000.- Lira olan yoksulluk nafakasının 150.000.000.- Liraya yükseltilmesi istenilmiştir. Birleştirilen davada ise; davalının yoksulluğunun sona erdiği ileri sürülerek yoksulluk nafakasının kaldırılması istenilmiş, mahkemece her iki davanın da reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden, birleştirilen davada kaldırılması istenilen yıllık nafaka miktarı 1.000.000.000.- Liranın altındadır.
HUMK'nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Yasa ile değişik 427. maddesi uyarınca bu gibi kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağından, 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
2) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; her dava açıldığı tarihteki şartlara tabi olup; önceki nafaka 05.12.2000 tarihinden itibaren hükmedilmiş, bu davanın açıldığı tarihe kadar arada 3,5 yıla yakın bir süre geçmiştir. Bu süre içerisinde davalının gelirinde artış olduğu dosya kapsamına göre sabittir.
Öte yandan davacı kadın toplanan delillere göre yoksulluktan kurtulmuş değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında "asgari ücret düzeyinde gelire sahip olunması" yoksulluğu ortadan kaldırıcı bir olgu olarak kabul edilmemiştir ( HGK. 07.10.1998 gün 2-656 E-688 K, 26.12.2001 gün 2-1158 E. - 1185 K. ve 01.05.2002 gün 2-937 E-339 sayılı ilamları gibi ).
Bu durumda, davalının gelir durumunun düşük olmasının nafakanın artırılması gerekliliğini büsbütün ortadan kaldırmayacağı hususu dikkate alınarak tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları ile nafakanın niteliğine göre az da olsa nafakanın bir miktar artırılması gerekirken istemin tümüyle reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy