(1086 S. K. m. 74, 388)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin davalıdan boşandığını, davalı eş için 400, çocuklar için 200 er USD nafaka bağlandığını, davalının bu ilamı takibe koyduğunu ancak daha sonra davacı ile anlaşıp protokol yaptıklarını, davalının icra takibinden feragat ettiğini, sonraki aşamada Asliye Hukuk Mahkemesinin bu protokole dayanarak aylık nafakanın tenkisine karar verdiğini, davalının ilk icra takibini yenileyerek haciz kararı aldırdığını beyanla hangi miktarda ödeme yapılırsa nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmiş olacağı hususunun belirsizleştiğini bu açıdan aylık nafakaların tespiti ile İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2003/3217 E sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu bulunmadığının (3.614.000.000 TL) tespitini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının halen ödemekte olduğu nafaka daha önceki kararlara dayalı olup, miktarları belli olduğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK'nun 388.maddesi gereğince; hakim tarafından istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün açık ve net olması gerekliliğinin yanı sıra gerekçe de anlaşılabilir, yeterli ve denetlenebilir olmalıdır.
Mahkemece aylık nafakanın tespiti talebi dışında icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının da tespiti talebinin varlığı gözardı edilerek bu husus araştırılmamış, tartışılıp gerekçelendirilmemiş ve sadece nafakanın önceki kararlarla belli olduğundan söz edilip dava bu gerekçeyle reddedilmiştir.
Bu durumda mahkemece açık, yeterli ve anlaşılabilir gerekçelerle taleplerin her biri hakkında olumlu veya olumsuz, tereddüt yaratmayacak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy