(4721 S. K. m. 722, 723) (1086 S. K. m. 73, 76)
Dava: Dava dilekçesinde 11.100.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü 9.990.000.000 lira cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Avcılar Belediyesine ait 4 adet gayrimenkul üzerinde otopark işletmeciliği yaptığı sırada 10.10.2000 tarihinde Belediye tarafından fiili kuvvet kullanılarak otoparktan tahliye edildiğini ve bu yerin 1.4.2001 tarihinde davalıya kiralandığını, otopark içinde mevcut kendisi tarafından yaptırılan demirbaşların halen davalı kullanımında olduğundan ötürü 11.100.000.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüyle 9.990.000.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiş olup hükmü davalı taraf temyiz etmektedir.
Davacı, dava dışı Avcılar Belediyesi adına kayıtlı 4 adet taşınmaz üzerine kendi malzemesi ile muhtesat yaptığı (parka giriş için raylı kapı, oto yıkama yeri otopark kulübesi, ışıklandırma vs....) taşınmazın yapılan bu muhtesatlarla birlikte davalıya kiralandığı sabittir. Bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, açıklanan ve mahkemenin de kabulünde olan bu olgular karşısında davacının davalı kiracıdan dava da olduğu gibi talep hakkının bulunup bulunmadığı kapsamında toplanmaktadır.
Bir davada ileri sürülen olguları kanıtlamak taraflara, kanıtlanan olgulara göre davadaki istemi nitelendirmek, bu nitelendirmeye göre uygulanması gereken yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak uygulamakta hakimin doğrudan görevidir (HUMK 76 md)
Davacı, kendi levazımıyla başkasının tapulu taşınmazına bina ve eklentileri yapan kişi konumundadır. Bu olgular karşısında davacının TMK 722 ve 723 madde hükümleri uyarınca bir talepte bulunabileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda sebepsiz zenginleşen kişinin davalı değil, arsa maliki Avcılar Belediyesi olduğu gözetilmeksizin davanın husumet yönünden reddi gerekirken gerekçesi ve sadece bilirkişi raporuna atıfta bulunmak suretiyle davanın kabulünde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy