(4721 S. K. m. 4, 186, 195, 196, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; davalı ile 12 yıllık evli olduklarını, Uzman Çavuş olan davalının Şırnak'a tayini çıkınca kendilerini (kızıyla birlikte) götürmeyip Yalvaçta bir ev kiralayıp bıraktığını, iki yıla yakın bu adreste oturduğunu davalının 2-3 ayda bir gelip gittiğini, ancak, son gelişinde hiçbir şey söylemeden eşyaların bir kısmını alıp Akşehir'e anne-babasının evine D götürdüğünü, yalnız kaldıklarından kendilerinin de ailesi yanında sığındıklarını bu nedenle nafakaya ihtiyaçları olduğunu iddia ederek; kendisi için aylık 400.000.000 TL, çocuk için aylık 200.000.000 TL olmak üzere toplam 600 milyon lira tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, Şırnak iline tayini çıkınca ilk başta oradaki yaşam şartlarının zorluğunu düşündüğü için davacıyı götürmediğini, üç ayda bir gelip gittiğini, ancak, davacının tutum ve davranışının müvekkiline karşı değiştiğinden ve davacıya kötü davrandığından kendisini de Şırnak'a götürmek istediğini söylediğini, davacının bunu kabul etmeyerek müvekkilini müşterek haneden kovduğunu, kusurlu olanın davacı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ayrı yaşamakta haklı olduğunu kanıtlayamayan davacının; tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK'nun 195. maddesi uyarınca; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Somut olayda; davalı, tayininin Şırnak iline çıkması üzerine eşi ve çocuğunu görev yaptığı yere götürmeyip, Yalvaç ilçesinde kiraladığı evde bırakmıştır. En son geldiğinde de eşyalarını toplayıp evi boşaltmıştır. Zira, dinlenen tanık beyanında Taraflar kardeşime ait olan evi uzunca bir süre önce birlikte kiraladılar. Davalı başka yerde çalıştığı için evde davacı ile müşterek çocuk oturdular. Davalı ise, vakit buldukça kendilerinin yanına gelip onlarla birlikte yaşadı ayrıca, geçinmeleri için ve kiranın ödenmesi için gerekli olan parayı da davalı göndermiştir. Ben tarafların birlikte yaşadıkları dönem içinde herhangi bir kavgalarına, tartışmalarına, geçimsizliklerine tanık olmadım. Ne sebeple ayrı yaşadıklarını bilmiyorum. 2004 yılı içinde davalı bana gelerek evi boşalttığını söyledi diyerek, evin davalı tarafından boşaltıldığını beyan etmiştir.
TMK'nun 186/1. maddesine göre; Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Davalı, eşi ve çocuğunu; görev yaptığı yere önce götürmemiş, sonra da kiraladığı evi boşaltarak (tahliye ederek) ortalıkta bırakmıştır. Evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmeyen (birlikte yaşamaktan kaçınan) davalı olayda kusurlu olup, davacının; TMK'nun 197/3. maddesi gereğince nafaka talep etme hakkı bulunmaktadır.
Kaldı ki, davacı; TMK'nun 196/1. maddesi gereğince de, ailenin geçimi için davalının yapacağı parasal katkının belirlenmesini de mahkemeden talep edebilir.
Mahkemece, davacının geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davacının tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy