(4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.21.9.2005 tarihli tutanakla belirlendiği gibi pul olmadığı ve şartları oluşmadığından duruşma talebinin reddi ile işin esası incelendi.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, Narman İlçesi Dağ yolu köyü Ö. mevkiinden çıkarak etrafındaki tarlaların sulamasında yararlanılan G. deresinin davalı köy muhtarlığınca beton sulama kanalına alınması nedeniyle yararlanamadıkları ve ekili-dikili arazilerinin zarar gördüğünden ötürü suya vaki elatmanın önlenmesini istemişlerdir.
Mahkemece davalı köyün öncelik hakkı olduğu kabul edilerek artan suya vaki elatmanın önlenilmesine karar verilmiş ise de hüküm; bilirkişi raporları arasında suyun debisi yönünden fahiş fark olduğu bu hususun ek raporla giderilerek suyun debisinin litre/dakika mı yoksa litre/saniye mi olduğu belirlenerek davalının su ihtiyacı konusunda inceleme yapılması yönünde bozulmuştur. Mahkemece Bozma ilamına uyulmuş olup, yeniden hüküm kurulmuştur.
Davaya konu G. deresinden davalı köyün kadim yararlanma hakkının olduğu tartışmasızdır.
Genel sulardan kadim ve öncelik hakları ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Hükme dayanak yapılan (Jeoloji Mühendisi) bilirkişi raporundan kaynakların debisi kuşkuya yer verilmeyecek şekilde net olarak belirlenmemiş, zirai bilirkişi raporunda da (ek rapor yerine duruşmaya gelerek verdiği ifadede) suyun debisini maddi hataya müstenit olarak yanlış hesaplandığı ve davalının ihtiyacından artan bir su olmadığı bildirilmiştir. Mevcut suyun (G. deresinin) beton kanala alındıktan sonra davalı köyün suladığı alanları genişletmiş ise de toplam debisi itibariyle davalının (içme ve kullanma suyu olarak) ihtiyacından fazla olup olmadığı tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklanmamıştır. Eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
O halde; sağlıklı ve kalıcı bir çözüm için suların en az olduğu bir dönemde uzman bilirkişiler aracılığıyla (Jeoloji mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Fen elamanlarından oluşacak bir heyetle) yeniden keşif yapılarak, öncelikle davaya konu suyun debisinin sağlıklı bir şekilde ölçülmesi, davalının ihtiyacı saptanarak bundan artan bir suyun olup olmadığının belirlenerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi beyanına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy