(818 S. K. m. 61)
Dava: Dava dilekçesinde 2.236.550.800 liranın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Davada, nedensiz zenginleşme bedelinin ödeme tarihi 15.5.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili talep edilmektedir.
Mahkemece; davanın kabulü ile nedensiz zenginleşme bedelinin ödeme tarihi olan 15.5.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı idareden tahsiline karar verilmiştir.
Gecikme faizi, para borcunu ödemekte temerrüde düşen borçlunun gecikme süresi için alacaklıya ödemesi gereken faizdir. Kanuni gecikme faizinin amacı, zarar ve ziyanın önceden ve maktu olarak tespitidir. Borçlar Kanunu'nun 104.maddesindeki istisna hariç gecikme faizi mütemerrit borçlu hakkında kendiliğinden yürür.
Nedensiz zenginleşmenin iade borcunun para ile ifa edileceği durumlarda faizin hangi tarihte işlemeye başlayacağı sorunu ile karşılaşılır.
Zenginleşen ister iyi niyetli ister kötü niyetli olsun, kendisinden iade talep edilmeden önce temerrüde düşmüş sayılması olanaklı değildir. Böyle bir çözümün yasal dayanağı bulunmamaktadır. Haksız fiillerde failin daima mütemerrit sayılması şeklindeki çözüme kıyasen de böyle bir sonuca varılamaz. Nedensiz zenginleşmenin amacı ve özellikleri haksız eylemden çok başkadır.
Nedensiz zenginleşme nedeniyle gecikme faizi yürümesi için, borçlunun yani haksız mal edinenin ya bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir.
O halde, iade borcu para borcu şeklindeyse (veya sonradan para borcuna dönüşmüş ise), iade talebinde bulunulmasından itibaren temerrüt faizi işleyecektir.
Sonuç: Dosya kapsamından, davacı tarafından davalıya ihtar çekilmediği anlaşıldığından bu durumda temerrüt faizinin dava tarihinden itibaren başlatılması gerekir ise de davalı temyiz dilekçesinde mirasın reddi kararının kesinleşmesi tarihi olan 27.12.2004 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini kabul ettiğinden mahkemece ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yazılı bulunan 11.5.2205 ve 15.5.2005 tarihleri silinerek, yerine 27.12.2004 tarihi yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 22.11.2005 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy