(4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde müdahalenin men'i 2.760.000.000 lira birleşen davada 2.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın men'i müdahale yönünden konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, ecrimisil yönünden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Celaliye Köyü 1835 ve 2143 parsel sayılı taşınmazlarda 9/12 hisse sahibi olduğu halde tamamını kullanan davalıdan 1998-2002 dönemi için 2.760.000.000 lira ecrimisilin, birleştirilen davada ise 2002 yılı için ürün esasına göre 2.000.000.000 lira ecrimisilin tahsilini talep ve dava etmiş, davalı taşınmazları bedelini ödeyerek haricen satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiş, mahkemece hapis hakkı tanınarak davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Hükmün temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi; Davalının temliken tescil talebinin reddine dair kararın kesinleştiği tarihten sonrası için ecrimisil istenebileceğinden, 2002 yılı için ürün bedeli, önceki 4 yıl için kira bedeli karşılığı ecrimisile hükmedilmesi gerekeceği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle, ürün esasına göre ecrimisil hesabı yapan bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağmen, gereği yerine getirilerek kira esasına göre ecrimisil belirlemek gerekirken ürün esasına göre hesap yapan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı taşınmazlarda 9/12 hisse sahibi olduğu halde tamamı üzerinden lehine ecrimisil verilmesi doğru değildir.
Bunların yanında, açılan her dava ve talep hakkında ayrı ayrı hüküm kurmak gerekirken 2002 yılı için ecrimisil talebine ilişkin birleştirilen dava yönünden davacı vekilinin vazgeçmesi de nazara alınarak bu nedenle davanın reddi gerekirken, karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy