(4721 S. K. m. 169)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, boşanma davasının reddedildiği ancak kesinleşmediği davalı kocanın evlilik birliği gereklerini yerine getirmediği ileri sürülerek tedbir nafakasına hükmedilmesi istenilmiş; mahkemece, davacı eşin kendi isteği ile müşterek evi terk ettiği ve ayrı yaşamada haklı olduğunu ispat edemediği gerekçeleriyle istemin reddine karar verilmiştir.
TMK'nun 169. maddesine göre; boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır.
Böylece boşanma davası derdest bulunduğu sürece eşlerin ayrı yaşama hakkı bulunduğu gibi, eş ve çocukların ihtiyaçları yönünden gerekli tedbirler (bu arada tedbir nafakası) başkaca bir şart aranmadan hakim tarafından kendiliğinden hüküm altına alınmalıdır.
Uyuşmazlığa konu olayda, taraflar arasındaki boşanma davasında tedbir nafakasına hükmedilmediği ve kararın da henüz kesinleşmediği anlaşılmakla davacının ayrı yaşamada haklı bulunduğu hususunun ayrıca ispatı gerekmemektedir. Dolayısı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak boşanma kararının kesinleşme tarihine kadar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken istemin tümüyle reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy