(4721 S. K. m. 4, 175)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, kendisi için yoksulluk, çocukları Çilem ve Fatih için iştirak nafakası talep etmiştir.
Mahkemece; davacının, boşanma davasını kolaylaştırmak için nafaka istemediğini bu nedenle kötüniyetli olduğundan bahisle nafaka talebinin reddine karar verilmiştir.
TMK'nun 175. maddesinde, Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir hükmüne göre nafakaya hükmedilmesi için, nafaka isteyenin kusurunun karşı taraftan daha ağır olmaması gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre eşit kusurlu eş de diğer şartları varsa yoksulluk nafakası isteyebilir.
Taraflar arasında görülen boşanma davasında davanın davacı kadın tarafından şiddetli geçimsizlik nedeni ile açıldığı ve kusur araştırması yapılmadan ilk celsede davalının kabulü ile boşanmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı kadının daha kusurlu olduğu ispatlanamadığından ve ev hanımı olup, babasından 120.000.000 TL maaş alması, ara sıra evlere temizliğe gitmesi onu yoksulluktan kurtaramayacağı gibi, davalının çalıştığı şirketten düşük maaş alması da onun nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
O halde, mahkemece davacının geçimi için yeterli ve davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir miktar nafakaya karar verilmesi gerekir.
Ayrıca, iştirak nafakası, velayet hakkı kendisine bırakılmayan eşin, velayet hakkı verilen eşe çocuğun bakım ve eğitim giderleri karşılığı gücü oranında yapacağı parasal katkıdır. Bu nedenle, iştirak nafakası takdir edilirken velayeti anneye verilen 1991 doğumlu Çilem ile 1996 doğumlu Fatih'in yaşı, okul durumları ve zorunlu ihtiyaçları ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir miktara hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy