(1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davacının annesi ile davalı arasında boşanma davasına esas alınan 9.11.1995 tarihli protokolde o tarihte ortaokul öğrencisi olan davacının üniversiteyi kazanması halinde kazandığı fakülteden mezun oluncaya kadar davalı babanın maaşının %60'ının nafaka olarak ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davacının üniversiteyi kazanarak kayıt yaptırdığı ve davalı babanın yardımına ihtiyacı bulunduğu ileri sürülerek, davalının maaşının %60'ının yardım nafakası olarak takdiri talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilerek, davalının aylık net maaşının %60'ı kadarının davacı yararına nafaka olarak takdirine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle umulmadık gelişmeler nedeniyle sözleşme şartlarının değişen koşullara uyarlanması hususunda usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmamasına göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, HUMK.'nun 388.maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK.'nun 389.maddesinde de tekrarlanmış olup, bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin bir gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta dava içinden davalar doğmasına neden olur ve hükmün hedefine ulaşmasına engel teşkil eder.
Bu nedenle, mahkemece hükmedilen nafaka miktarı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilerek hüküm kurulması gerekirken, HUMK.'nun 388.maddesi hükmü gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy