(818 S. K. m. 61)
Dava: Dava dilekçesinde 4.000.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, Göle ilçesi Fevzi Çakmak mahallesi 271 Ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 30.7.1975 tarihli dayanak tapu kaydı olmasına rağmen 30.1.1999 tarihinde yapılan kadastro tespit çalışmaları sonucunda davalı Hazine adına tescil edildiği ve yine aynı yerin 1.12.2000 tarihinde ihale ile 3. kişiye satıldığını ileri sürerek 4.000.000.000 liranın sebepsiz iktisap hükümlerine göre davalılar Hazine ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden tahsilini istemiştir.
Mahkemece, vaki feragat nedeniyle Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü yönünden davanın reddi ile, yapılan keşif ile dayanak tapu kaydının zemine uygulanması sonucunda, dava konusu yerin davacıya ait olduğu gerekçesi ile hazine aleyhine açılan davanın kısman kabulü ve ihale tarihi olan 28.8.2000 tarihi itibariyle taşınmazın değeri 3.040.000.000 liranın satış tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili cihetine gidilmiş, hüküm süresinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı yasanın 13.maddesine göre tapuda kayıtlı taşınmaz mal kayıt sahibi adına ölmüş ise mirasçıları adına tespit ve tescil edilir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz 29.11.1958 tarihli tapu kaydı ile dava dışı A. Kepenekoğlu'na ait iken 30.7.1975 tarihinde yapılan satış sonucu davacıya intikal ettiği halde 30.1.1999 tarihinde yapılan kadastro tespit çalışmalarında (tapuda kayıtlı olmadığı) nedeniyle Hazine adına tesbit ve tescil edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda davacının, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tapu kaydının adına tescilini isteme hakkı bulunmaktadır.
Tapu iptal ve tescil davası açılmadan (ve sonucuna göre reddedilmeden) Borçlar Kanununun 61 ve devamı maddelerinden yararlanılarak sebepsiz iktisap hükümleri gereğince taşınmazın kaim değerinin istenmesi mümkün değildir.
O halde mahkemece, davanın bu nedenle reddi gerekirken kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy