(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davalı öğretmenin istifa etmiş sayılmasına karar verilmiş olmasına rağmen aldığı maaşları geri ödemediği yapılan icra takibine itiraz ettiği belirtilerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istenilmiş; mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı, istifa etmiş sayılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle dava açmış, idare mahkemesi istemin reddine karar vermiştir. Bu karar aleyhine Danıştay'a temyiz istemiyle başvurulmuş ve 2.2.2005 tarihinde idare mahkemesi kararı bozulmuştur. Somut uyuşmazlıkta ise 30.3.2005 tarihinde dosya karara çıkarılmıştır.
Kural olarak, bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukuki durumun mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, mahkeme o davanın sonuçlanmasını beklemek üzere yargılamayı erteleyebilir.
Davalardan biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde iki dava arasında bağlantı var sayılır.
Tüm bunlardan çıkacak sonuca göre; diğer bir dava hakkında verilecek hükmün bekletilecek davada verilecek hükmü mutlaka etkileyecek nitelikte olması gerekir (Bkz. Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, c.III, Ank.1982, sh.2344 vd.)
Somut olayda, istifa etmiş sayılma kararının iptali halinde, fiilen öğretmen olarak çalışılan dönemde alınan maaşın geri istenmesinin hukuki bir dayanağının kalmayacağı dikkate alındığında, idari yargıda açılan dava ile işbu dava arasında bağlantı bulunduğu ve idari yargı kararının bu dava sonucunu mutlak etkileyeceği gözetilip, iptal davasının bekletici mesele yapılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, uyuşmazlık tamamen yargılamayı gerektirmekte olup, bu haliyle alacağın likit olmadığı gözetilmeden icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir (İİK. md.67/1).
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy