(4721 S. K. m. 185, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, boşanma davasında hükmedilen aylık 100.000.000 lira tedbir nafakasının 500.000.000 milyona çıkarılması, her yıl ÜFE' deki artışlar nispetinde artırılması istenilmiş, mahkemece, talep tedbir nafakası olarak değerlendirilmek suretiyle dava tarihinden itibaren aylık 300.000.000 lira tedbir nafakası takdirine, her sene ÜFE oranında artırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir (TMK m. 197/1).
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıyı belirler (TMK m.185/3).
Somut olayda, davacı 1945, davalı ise 1933 doğumludur. Davalı ilk eşinin ölümü nedeniyle davacı ile 6.11.2002 tarihinde ikinci kez evlenmiştir. Davacının da bu ikinci evliliğidir. Davalı bu evlilik nedeniyle kendisine ait B. Kasabındaki konutun tapusunu davacıya devretmiş, taraflar müşterek konut olarak tercih ettikleri bu evde yaşamaya başlamış ise de, 2-3 ay sonra Kayseri'ye tedaviye giden davacının tedaviden sonra davalının talebine rağmen evine dönmemesi üzerine davalı boşanma davası açmış ancak, davacının boşanmayı kabul etmemesi, şiddetli geçimsizliğin ise ispat edilememesi üzerine dava reddedilmiş ve hüküm 10.6.2004 tarihinde kesinleşmiş, 29.12.2004 tarihinde ise bu dava açılmıştır. Davacı, reddedilen boşanma davasından sonra ayrı yaşamakta haklı olduğuna dair bu davada delil göstermediği gibi, yaşlı ve hasta olan, bu davadan 20 gün önce kalp ameliyatı geçirdiğini ileri süren bu durumda eşinin bakımına ihtiyacı olan davalının yanına müşterek konuta dönerek birlikte yaşama arzusunu da göstermemiştir. Baştan beri davalının Almanya'dan ve Türkiye'den emekli maaşları, gayrimenkulleri bulunduğunu bu nedenle tedbir nafakasının az olduğunu, artırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Bu durumda, ortak hayat sürmek üzere evlendiğini ve ortak hayatın davalının kusuru nedeniyle kurulamadığını ispat edemeyen davacının yanılgılı değerlendirme sonucu ayrı yaşamakta haklı kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, TMK. nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine göre takdir edilen nafaka miktarı da çok olup, yasaya uygun değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy