(1086 S. K. m. 237)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenilmesi, usulsüz işlemin iptali 2.000.000.000 TL maddi, 1.000.000.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile ortak sulama sondajı açtırdıklarını, masraflara %40 oranında kendisinin %60 oranında ise davalının katılımı suretiyle yararlandıkları halde (daha önce davalı tarafından kendisi aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının yanlış yorumlanarak) tamamını davalının kullandığından ötürü ağaçlarının kuruduğunu beyanla davalının elatmasının önlenilmesine, 2.000.000.000 TL maddi ve 1.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, ayrıca Tedaş tarafından davalı lehine oluşturulan aboneliğin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; taraflar arasında görülmüş ve karara bağlanmış aynı konuda hüküm bulunduğu (Kemer Asliye hukuk Mahkemesi, 2000/346 E- 2001/167 K) davalı Rüstem tarafından aynı sebebe dayanılarak açılan davanın konusu ve taraflarının da aynı olduğundan kesin hüküm varlığı nedeniyle davalı Rüstem aleyhine açılan davanın reddine, Tedaş aleyhine açılan ve idari işlemin iptali niteliğindeki talebinde idari yargı görevli olduğundan bahisle reddine karar verilmiş olup hükmü davacı taraf temyiz etmektedir.
HUMK.237.maddesi hükmü uyarınca kesin hükümden söz edilebilmesi için davanın tarafları, konusu ve dayanılan nedenlerin aynı olması gerekir.
Kesin hükümdeki dava sebebinden kasdedilen anlam gerçekte davacının isnat eylediği maddi vakıalardır. Şu halde kesin hüküm de sadece o vakıalar bakımından mevcuttur.
Somut olayımıza gelince; davacı (Murat) ile davalı (Rüstem) 10.6.1996 tarihli sözleşme ile sondajın %60 masraf ve kullanım hakkının Rüstem'e, %40 masraf ve kullanım hakkının Murat (ve dava dışı Zeynep)'a ait olacağını kararlaştırmışlardır. Elektrik panosu masraflarına Rüstem'in katılmaması üzerine elektrik panosunun kilitlenerek tamamen Murat tarafından kullanılması üzerine Rüstem'e açtığı dava (Kemer-Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi 2000/346 E- 2001/167 K) kabulle sonuçlanmış ve o davada davacı Murat'ın elatmasının önlenilmesine karar verilmiş ve karar derecattan geçerek kesinleşmiştir.
Her ne kadar anılan mahkeme kararında (davacı) Murat'ın elatmasının önlenilmesine karar verilmişse de uyuşmazlık konusu olan sözleşmeye göre talep: %60 hisseye vaki elatmanın önlenilmesidir.
Bu davada ise davacı konumunda olan davacı (Murat) elektrik panosunun tamamının Rüstem tarafından kullanıldığından bahisle %40'lık kısma elatmanın önlenilmesini istemektedir.
Tarafların dayandığı vakıalar aynı olmakla birlikte vakıanın dayandığı gerçek sebepler farklı olduğundan davacı talebinin kesin hüküm nedeniyle reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy