(4721 S. K. m. 4, 330, 331)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde davacı kadın için yoksulluk nafakasının 25.000.000 liradan 100.000.000 liraya, müşterek çocuk içinde iştirak nafakasının 25.000.000 liradan 100.000.000 liraya artırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece; davalının 350.000.000 maaş aldığını evli ve 2 çocuklu olduğunu ve başkaca geliri bulunmadığından bahisle nafaka artırma davasının reddine karar verilmiştir.
İştirak nafakası, çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçları ve ana-babanın mali durumlarına göre takdir edilir. Hakim, nafaka takdirinde, tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir.
Her ne kadar davalının ekonomik düzeyi düşük ise de davacı annenin de çalışmayıp babasının yardımı ile çocuğuna baktığı belirlenmiştir. Bu durumda davalı babanın sosyal ve ekonomik gücü oranında küçüğün bakım ve eğitim giderlerine katkıda bulunması zorunludur. Davalının tesbit edilen ekonomik durumu sadece nafakanın miktarını tayinde rol oynar. Müşterek çocuk 1997 doğumlu olup, önceki nafakanın 2.4.2001 tarihi itibariyle 25.000.000 lira olarak hükmedildiği, bu davanın ise 13.5.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Dört yıl gibi bir zaman geçmiş olup, günün ekonomik koşulları ve küçüğün ihtiyaçlarının değiştiği dikkate alınmadan nafaka artırma talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, nafaka alacaklısı davacı kadın yönünden ise kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumu arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar verilmelidir.
Mahkemece, davacı kadın ve müşterek çocuğun geçimi için gerekli, davalının ödemede mali durumunu zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK. nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Kabule göre de; davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi olarak hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy