(4721 S. K. m. 683, 756, 757, 758)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının kadimden beri yararlandığı kaynak suyunun komşu parsel maliki davalının kendi bahçesinde kazı yapması sonucunda azaldığını belirtmek suretiyle suya vaki müdahalenin önlenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu kaynağın ve taşınmazların orman sahası içerisinde olması ve orman sahasının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davacının kadimden beri sulama suyu olarak yararlandığı kaynak suyunun davalının İsmail A. isimli kişiden yeni satın aldığı bahçesini sulamak amacıyla önceki malikin yararlandığı kaynak üzerinde 30-40 cm'lik kazı yapması sonucunda suyun akış yönü değişerek tamamının davalının bahçesine kaydığı ve dava konusu suların orman sahasından çıkan genel su niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Genel sulardan kadim ve öncelik hakları ihlal edilmemek koşulu ile herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Bu durumda, sağlıklı ve kalıcı bir çözüm için suların en az olduğu bir sulama döneminde uzman bilirkişiler aracılığı ile (Jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi ve fen elamanlarından oluşacak bir heyet ile) yeniden keşif yapılarak, davalının eylemi sonucu davacının yararlandığı kaynak suyunun eski hale gelmesinin (yani geri dönüşümün) mümkün olup olmadığı araştırılmalı, eğer geri dönüşüm gerçekleşiyorsa davalının müdahalesinin önlenmesine ve yaptığı kazının kapatılmasına karar verilmelidir. Aksi halde yani geri dönüşüm gerçekleşmiyorsa bu taktirde davacının kadim hakkı da göz önünde bulundurularak ve yararlandığı başka sular varsa bunlarda dikkate alınarak dava konusu sudan ihtiyacına göre yararlanmasına karar verilmelidir. Artan suyun bulunması halinde ise bunun davalıya bırakılmasına (gerekirse rejim kurulmasına) hükmedilmelidir.
Eksik inceleme sonucunda yazılı nedenlerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy