(818 S. K. m. 260)
Dava: Dava dilekçesinde 2.920.000.000 lira alacağın, yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı Murat yönünden kabulü, davalı İmirzalı yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, davalının müvekkiline ait taşınmazda kiracı olarak oturduğunu, ancak kira bedellerini ödemediğini ifade ederek, toplam 2.920.000.000 lira kira alacağının, yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, 2001 yılı Aralık ayı ve 2002 yılı Ocak ve Şubat aylarına ilişkin toplam 300.000.000 lira kira borcunun bulunduğunu, taşınmazı 15 Mayıs 2002 tarihinde tahliye ettiğini, başkaca kira borcunun bulunmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece, asıl kiracı yönünden kabulü, kefil olan davalı yönünden reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 1 Mart 2000 tarihli olup, 2000-2001, 2001-2002 ve 2002-2003 dönemlerine ilişkin kira bedelleri talep edilmektedir.
Dava konusu uyuşmazlık, davalının taşınmazı ne zaman tahliye ettiği ve ne kadar kira borcunun olduğu noktasında toplanmaktadır. Kural olarak kiracı, oturduğu tarihe kadar ki kira bedellerinden sorumludur. Ancak herhangi bir bildirimde bulunmadan, yeni kira dönemi başladıktan sonra tahliye etmiş ise, kiralayan kira parası talep edebilecektir. Bu halde mahkemece, taşınmazın boşaltıldığı tarihten itibaren ne kadar sürede kiraya verebileceği bilirkişi incelemesi yaptırtılmak suretiyle belirlenmeli ve bu süreye düşen kira parasının kiracıdan tahsili cihetine gidilmelidir.
Somut olayda, davalının taşınmazdan tahliye tarihi kesin olarak belirlenmemiştir.
Öyle ise mahkemece, taraf delilleri sorularak, tahliye tarihinin kesin bir şekilde saptanmasından sonra yukarıda bildirilen ilkeler ışığında, yapılacak yargılama neticesinde davalının hangi dönem kiralarından sorumlu olacağı belirlenip, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy