(1086 S. K. m. 195, 202)
Dava: Dava dilekçesinde 7.400.000.000 liranın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: HUMK'nun 438. maddesi gereğince davanın niteliğine göre duruşma isteminin reddi gerekmiştir.
Davada; davacının Taş Ocağı Nizamnamesi uyarınca ruhsat harcını ödeyerek Orman Bakanlığından kiraladığı yer için davalı idarenin 7.400.000.000 lira ecrimisil talep ettiği, bu bedelin 19.11.2001 tarihinde ödendiği, ancak uyuşmazlık konusu dönem için ruhsat harcını ödeyerek kiraladığı yer için ayrıca ecrimisil istenemeyeceği ileri sürülerek, haksız olarak ödenen bedelin faizi ile birlikte davalı taraftan istirdadı istenilmiştir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, zamanaşımı ilk itirazlardan olmadığı için duruşmanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Ancak, zamanaşımı savunması cevap süresi içerisinde ileri sürülmediği takdirde savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. HUMK'nun 202/2 maddesine göre de; davacı muvafakat etmeksizin davalı savunmasını genişletemez ve değiştiremez.
Davada ise, dava dilekçesi 11.10.2004 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap süresi geçtikten sonra 25.11.2004 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.
Bu durumda öncelikle süresi geçtikten sonra yapılmış olan zamanaşımı def'ine davacının muvafakatının bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalıdır.
Davacı vekili, cevaba cevap dilekçesinde itirazın süresinde olmadığını ileri sürerek, haksız itirazın reddini talep etmiş olmakla savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini açıklamıştır.
O halde mahkemece, cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen ve davacının itirazı ile karşılaşan zamanaşımı def'inin reddi ile davanın esası hakkında taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy