(818 S. K. m. 41)
Dava: Dava dilekçesinde 1.682.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın yargı yolu yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davalı idarenin yüksek gerilim vermesi nedeniyle haksız eylemi sonucu bir kısım eşyaları zarar gördüğünden ötürü 682.800.000 lira maddi tazminatın, 1.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsili talep edilmiş, mahkemece hizmeti yürüten idare aleyhine idari yargı yerinde dava açılabileceği gerekçesiyle davanın yargı yolu yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, kamu kuruluşlarının verdikleri karar sonunda plan ve projelere uygun olarak tesisler yaptırmış olmaları ya da bu tesisleri kullanmaları yahut tesislere bakmaları nedeniyle ( idari eylem veya işlem sonucu ) kişilerin uğramış oldukları zararların ödetilmesinde idari yargı yeri görevlidir.
Talep edilen zarar kamu hizmetinin plan veya projeye uygun işlemesinden dolayı ortaya çıkan zarar olmayıp, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Bu tür haksız eylemden doğan tazminat davalarının ise adli yargı yerinde bakılması gereken bir tazminat davası olarak kabul edileceğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.1.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy