(4721 S. K. m. 14, 355, 364, 365, 447, 448, 483)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde, davalıların çocukları olduğunu, davalılardan Hatice'nin maaşını aldığını ve kendisine vermediğini, geçim sıkıntısı çektiğini beyan ederek, 5 çocuğunun her birinden 150.000.000 TL olmak üzere, toplam 750.000.000 TL yardım nafakasının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davacının Medeni Kanunun mad.355 gereğince hacir altında olduğu bu nedenle de fiil ehliyetinin bulunmadığı ve dava açamayacağı gerekçesi ile davanın reddine ve Medeni Kanunun mad.483 gereğince vesayet makamının ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir.
Dosyada mevcut Bakırköy 2.Sulh Hukuk Hakimliğinin 10.11.1997 tarih ve 1997/997-1048 sayılı kararından, davalılardan Hatice Y.'in davacıya vasi olarak atandığı, gene Şişli 2.Sulh hukuk hakimliğinin 30.12.2004 tarih, 2002/820 E-2002/1952 K.sayılı ilamı ile de vasinin görevinin uzatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Medeni Kanun'un 447 gereğince vasi kısıtlının menfaatlerini korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür. Gene Medeni Kanunun mad. 448 gereğince davalı vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydı ile, vasi vesayet altındaki kişiyi, bütün hukuki işlemlerinde temsil eder.
Dava konusu olayda, davacı hacir altında olup, Medeni Kanunun mad. 14 gereğince, fiil ehliyeti ve bununla birlikte dava açma ehliyetinin bulunmadığı, kısıtlının açacağı davalarda kısıtlıyı vasisinin temsil etmesi gerektiği, (davayı kısıtlı adına vasisinin açması) ve davacı ile vasisi olan davalı arasında menfaat çatışması bulunduğu gerekçesi ile mahkemece davacıya bir kayyım atanıp, bu kayyım huzuru ile davayı devam edilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy