(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 74, 75)
Dava: Dava dilekçesinde 3.104.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davacıya ait beş parça taşınmaz içerisinden davalı idarenin (kamulaştırma yapmaksızın) elektrik hattı geçirerek, direk dikip işgal ettiği, ağaç ve ürünlerine zarar verdiği belirtilerek dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil tutarı 3.104.000.000 liranın faizi ile tahsili istenilmiş; mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kabulüyle alacağın 21.10.1997 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönünde hüküm kurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK'md.993-995 ve 8.3.1950 gün, 22/4 sayılı Y.İ.B. Kararında da kabul edildiği gibi ecrimisil; haksız fiil benzeri olup, üstün bir hakka dayanmadan başkasının taşınmazını işgal edip böylece haksız karışma kazancı elde eden şahsın iade etmekle yükümlü olduğu bir tazminat türüdür. Kötü niyetli kimsenin sorumluluğu ise, taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından böylece haksız karışma kazancı elde etmesinden doğan davacı zararları ve buna ilave olarak, elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal eylediği semerelerden kaynaklanan tazminatla sınırlıdır.
Bu tür davalarda hakim, gerçek ecrimisil miktarını tayin ve tespit edebilmek için resen hareket etmek zorundadır. Hukuki tavsif ise başlı başına hakime ait bir görevdir. (HUMK'md.76; 4.6.1958 gün, 15/6 sayılı YİBK).
Mahkemece uyuşmazlığın BK: md.41 kapsamında haksız fiilden kaynaklanan tazminat olarak nitelendirilmesi yukarıdaki açıklamalar ışığında usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Hükme esas alınan zirai ve teknik bilirkişi raporları ise, bu davada uyuşmazlığı çözecek nitelikte, somut ve bilimsel veriler içermemekte, Yargıtay denetimine elverişli bulunmamaktadır. Oysa bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HUMK'nun 281.maddesine göre; bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Somut olayda, bilirkişi raporunda belirtilen ağaçların yaşı, adedi, ürün verim miktarı ve ürün fiyatı belirtilmiş ise de bu veriler iddia ve savunmada yer almadığı gibi resmi birimlerden de sorularak elde edilmemiştir. Kaldı ki bu verilerin doğru olduğu kabul edilse bile istihsal masrafları hesaplamada gösterilip sonuç itibariyle net gelir miktarı tespit edilmesi gerekirken girdi masraflarının dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Aynı şekilde teknik bilirkişi raporunda elektrik direk yerleri, hat uzunluğu ve hattın etki alanı belirtilerek taşınmazlar üzerindeki işgal alanı tespit edilmiş ise de, ilgili kurumdan direklerin işgal ettiği alan, hat uzunluğu ve hattın etki alanına ilişkin resmi veriler alınmamış soyut belirlemelere dayalı olarak rapor tanzim edilmiştir.
Ayrıca dava konusu ağaçların enkazının davacı tarafça alındığı kabul edildiği halde ecrimisil olarak odun bedelinin ve kerestecilik fiyatlandırmanın hesaplamaya dahil edilmesi ve ilaveten davalı idarenin Kasım 2001 tarihi itibariyle işgali sona erdiği halde 2002 yılı dahil ecrimisil hesaplamış olması ve de ecrimisile her dönem ya da tahakkuk sonlarından faize işletilmesi gerekirken toplam miktara işgal başlangıç tarihinden faiz uygulanmış olması isabetli bulunmamıştır.
Son olarak, davacı zararının idarece tazmin edilip ödeme yapıldığı savunulduğu halde bu savunma üzerinde durulup gerekli araştırma da yapılmamıştır.
Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; resmi kurumlardan dava konusu taşınmaz üzerindeki direklerin teknik olarak işgal ettiği fiili zemin durumu, hat uzunluğu ve hattın izdüşümü olarak etki ettiği alan, ağaçların yıllık ortalama verim miktarı, üretim masrafları, kg. fiyatları sorulmalı, ağaçların yaşı ve miktarı hususunda taraf delileri toplanmalı, teknik olarak işgal edildiği belirlenecek alana isabet eden ağaç sayısı saptanarak ve ağaçlardan, 1998-2001 yılları için net ürün geliri mahsulüyle sonuç ecrimisil her dönem (yıl sonu) itibariyle faizlendirilerek hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy