(4721 S. K. m. 995) (2886 S. K. m. 74, 75) (1086 S. K. m. 1, 7) (Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik m. 2)
Dava: Dava dilekçesinde 1.176.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, hazineye ait taşınmazın haksız işgali nedeniyle ecrimisil istenilmiş, mahkemece idarenin alacağını 2886 sayılı yasanın 75. maddesine göre tahsil imkanı bulunduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Dava ile erişilmek istenen amaç (örneğin alacağın tahsili), aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecek ise, bu uyuşmazlık konusunda dava açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Hukuki korumanın daha basit ve seri bir yol ile sağlanması mümkün olan hallerde dava açmakta hukuki yarar yoktur diyebilmek için; o basit ve seri yolun hukuki himayeyi (dava sonucunun sağladığı aynı güvenle) gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. (Bkz. Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, sh.1361 vd). Somut olayda olduğu gibi, idarenin idari bir işlemle tahsil etmeye çalıştığı alacağını, işlemin (herhangi bir usul eksikliği vs. nedenle) iptali halinde elde etmesi zorlaşacak ve hatta dava açılması zorunlu hale gelecektir. Bu durumda açılan davanın, alacağın idari yoldan tahsil imkanı bulunduğundan bahisle hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle reddi doğru olmayacaktır.
2886 sayılı yasasının 75. maddesinde; devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden bu Kanunun 9. maddesinde ki yerlerden (Ticaret Odası, Sanayi Odası, Borsa veya bilirkişilerden) sorulmak suretiyle 13. maddede gösterilen komisyonca (ilgili idare memurunun başkanlığında en az bir uzman veya maliye memuru) takdir ve tespit edilerek ecrimisil isteneceği, ecrimisil talep edilebilmesi için Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı, ecrimisilin fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmemesi halinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Hükümlerine göre tahsil olunacağı, işgal edilen taşınmazın, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edileceği düzenlenmiştir.
Aynı yasanın 74. maddesine dayanılarak Maliye bakanlığınca çıkarılan, devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa, kiraya verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliği'nin tanımlar başlıklı 2. maddesinde, Ecrimisil: Bir malın, sahibinin rızası dışında ve onun bu malı kullanmamakla bir zarara uğrayıp uğramayacağı söz konusu edilmeksizin bu maldan işgali tasarruf veya her ne şekilde olursa olsun yararlanılması sebebiyle şagil tarafından ödenen veya idarece talep edilen tazminat; Fuzuli şagil ise, kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin de rızası veya muvafakatı bulunmayan bir malın zilyetliğini eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimseler olarak tanımlanmıştır. İlgili yönetmeliğin 78. maddesinde, milli emlak servislerince ecrimisil tesbit, takip ve tahsilatı yapılacağı benimsenmiştir.
TMK'nun 995. maddesine göre de; iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceği açıklanmıştır. Yine aynı yasanın 7. maddesine göre; diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine giren bir dava veya iş kendisine arz olunan mahkeme, duruşma yapmadan görevsizlik kararı verebileceği gibi davanın her safhasında kendiliğinden görevli olmadığına da karar verebilecektir hükmü getirilmiştir.
Somut olayda Hazine, öncelikle (ve doğru olarak) 2886 sayılı yasa uyarınca ecrimisil tahsilatı yapma yoluna başvurmuş ancak, fuzuli şagilin idari yargıya iptal başvurusu (2886 sayılı yasa uyarınca ilgilinin tahliyesi cihetine gidilmeden ikinci kez ecrimisil istenemeyeceği gerekçesiyle) kabul edilmeyince adli yargıda işbu davayı açmak zorunda kalmıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm kurulması gerekirken, usule ilişkin olarak davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy