(1086 S. K. m. 65) (11.10.1982 gün ve 3/2 S. YİBK) (4721 S. K. m. 993)
Dava dilekçesinde 22.409.926.116 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı İSKİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili dilekçesinde, müvekkillerine ait Nakkaş Köyü 839 parsel sayılı taşınmazın Büyükçekmece gölü havzasında yapılan bent sebebiyle biriken ve göllenen sular altında kalarak fiilen tarım yapılmasının imkansız hale geldiğini ileri sürerek (1998-2003) arası 22.409.926.116 lira ecrimisilin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, DSİ aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, İSKİ aleyhine açılan davanın ise kabulü ile 14.770.858.450 lira ecrimisilin tahsili cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davalı İSKİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın su altında kalması ve böylece zirai faaliyet yapılamaması sonucu davacının zarar gördüğü anlaşılmaktadır. Zararın oluşma nedeni ise kesin olarak saptanmamıştır. Zararın meydana gelmesinde (su taşkını, su basması, aşırı su toplanması vs. gibi etkenlerde) kusur veya ihmalin bulunup bulunmadığı ve varsa kusur ya da ihmalin kimde olduğu da (zararın oluş şekline, bilimsel ve hukuki verilere uygun olarak) ortaya konulmamıştır.
Davalılar arasındaki baraj işletimine ilişkin protokol hükümleri ise sadece sözleşmenin taraflarını bağlayıcı olup, üçüncü şahıs konumundaki davacıyı etkilemesi düşünülemez. Dolayısıyla zararın oluşumundaki sorumluluk dağılımı da protokol hükümlerine göre değil, BK. ve TMK.'nın ilgili hükümleri gereğince çözümlenmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece baraj inşaat ve işletme konusunda İstanbul Teknik Üniversitesinden temin edilecek uzman üç kişilik bilirkişi heyeti marifetiyle mahallinde keşif ve gözlem yapılıp, gözlem sonucu tutanağa aktarılmalı, bilirkişi kurulundan bilimsel verilere uygun ve de Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde rapor alınmak suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde hüküm kurulmalıdır.
Bundan ayrı olarak ta; bir davada tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Bu nedenle davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden (resen) gözetilir. Taraf ehliyetinin bulunmadığı saptanır ise dava esasa girmeden (mesmu olmadığından) reddedilir.
Somut olayda, davacılar adına olan tapu kaydının 30.5.2002 tarihinde intikal suretiyle oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Ancak, bu tarihten öncesine ilişkin davacıların mülkiyet durumunu belgeleyen herhangi bir kayıt dava dosyasında bulunmamaktadır. Mahkemece, şayet taşınmazın davacıların murislerinden intikal ettiğinin anlaşılması halinde (30.5.2002 tarihinden önceki dönem için) 11.10.1982 gün ve 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda inceleme yapılarak elbirliği (iştirak) halindeki mülkiyet kuralları (TMK. mad.640-702) gereğince sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yine, Yargıtay daireleri arasındaki işbölümü Yargıtay Kanununun 14. maddesi gereğince Başkanlar Kurulu Kararları ile düzenlenmekte olup, mahkemece, hüküm fıkrasında (temyiz incelemesinin Yargıtay 5.Hukuk Dairesince yapılacağı yönünde) görevli dairenin gösterilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy