(4721 S. K. m. 175, 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı (nafaka borçlusu), dava dilekçesinde; boşanma kararı ile birlikte davalı kadına 100.000.000 TL yoksulluk nafakasına, müşterek çocuklar için ayrı ayrı 200.000.000 er TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, kendisinin polis memuru olup, maaşı ile zor geçindiğini, ayrıca davalı kadının işe girdiğini, yine 1989 doğumlu Fuat'ın Askeri Lisede okuyup masraflarının devlet tarafından karşılandığını belirterek fazla olan iştirak ve yoksulluk nafakasının indirilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının polis memuru olduğunu hakkaniyete göre nafakanın indirilmesi gerektiğini belirtmek suretiyle yoksulluk nafakasının 75.000.000 TL., müşterek çocuklardan 1992 doğumlu Funda için 150.000.000 TL., 1989 doğumlu Fuat için de 125.000.000 TL. olarak iştirak nafakasının indirilmesine karar verilmiştir.
1- Davacının temyiz itirazları yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davacının temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında görülen ve 4.10.2001 tarihinde açılan boşanma davasında davacının 800.000.000 TL maaş aldığı tespit edilmesine rağmen davalı kadın için 100.000.000 lira yoksulluk nafakası, müşterek çocuklar için ayrı ayrı 200.000.000'er TL iştirak nafakasının (kararın kesinleştiği tarihten itibaren) tahsiline karar verildiği ve hükmün (temyiz edilmeden) 25.3.2004 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Nitekim 14.6.2004 tarihinde açılan şimdiki davada ise davacının 1.461.790.000 TL maaş aldığı, davalı kadının çalışmadığı ve müşterek çocuk Fuat'ın önceki dava sırasında da Askeri Lisede öğrenci olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda, boşanma kararının kesinleşmesinden çok uzun bir zaman geçmediği, davacının ekonomik ve mali durumunda olumsuz bir değişiklik olmadığı gibi maaşının arttığı anlaşıldığına göre (hükmedilen nafakanın nafaka borçlusu için katlanılmaz bir hal aldığı ispat edilemediği ve kişisel borçlarının davalı kadın ve çocukları ilgilendirmediği düşünülmeden) davacının nafakanın indirilmesi talebinin kabulüne karar verilmesi hakkaniyete uygun değildir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy