(4721 S. K. m. 175)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan, sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ve davalı arasında görülen boşanma davasının 22.10.2003 tarihinde kesinleştiğini, barışma ihtimali bulunması nedeni ile boşanma davasında yoksulluk nafakası istemediklerini, şimdi ise dava tarihinden itibaren aylık 500.000.000.- TL yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava tarihinden itibaren aylık 300.000.000.- TL yoksulluk nafakasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
TMK'nun 175. maddesinde, "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir" hükmüne göre davacı lehine nafakaya hükmedilmesi için, nafaka isteyenin kusurunun karşı taraftan daha ağır olmaması gerekmektedir.
Taraflar arasında görülen boşanma davasında, mahkemece; müşterek çocuğun davacı babadan olmadığını belirten doktor raporu ile evlilik temelinin çökmesi ve önceki (redle sonuçlanan) boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 3 yıllık zamanın geçmesi nedeni ile boşanmalarına, müşterek çocuğun (soybağının reddi nedeni ile) iştirak nafakası talebinin reddine karar verilmiş ve kesinleşmiştir.
Davalı koca tarafından davacı kadın aleyhine açılan "nesebin reddi" davasının ise; 03.10.2000 tarihli doktor raporu ile müşterek çocuk yönünden davalı babadan olmadığı belirtildiğinden) davanın kabulü ile nesebin reddine, çocuğun nüfusta davacı babanın hanesinden terkinine karar verilmiş ve 2. Hukuk Dairesi'nin onama ilamı ile kesinleşmiştir.
Bu durumda gerek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, gerekse nesebin reddi davasının kapsamına göre davacı kadının tam kusurlu olduğu ve TMK'nun 175. maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşılmaktadır. .
O halde davacının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy