(818 S. K. m. 41, 53)
Dava: Dava dilekçesinde 4.285.147.298 lira hazine zararının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davalının Erzurum 109. Topçu Alayı Karargah Bölüğünde levazım bakım onarım takım komutanı olarak görev yaptığı sırada teslim edilen ordu mallarının kaybı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm süresinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davalının görev yaptığı dönem sonrası 20.07.2000 tarihinde, devir teslim işlemleri sırasında yapılan sayımda zimmetlenen bir kısım malzemenin bulunmaması nedeniyle oluşan hazine zararının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı hakkında görevi ihmal suçundan açılan kamu davası sonucunda: ...sanığa hangi malzemelerin teslim edildiğinin ispatlanamadığı ve bu nedenle suçun maddi unsurunun oluşmadığı, yine ikiz görevler verilmesi, anahtarın kendisinden başka askerde de olması ve sanığın bulunmadığı zamanlarda dahi malzeme taşıma işinin gerçekleştirildiği gerekçesi ile manevi unsurunun da oluşmadığından ötürü sanığın beraatine .. karar verilmiştir.
Kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı, hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte değildir (BK.m.53).
Ancak;
Davaya konu malzemelerin davalıya teslim edildiği olgusu davacı tarafından ispatlanamamıştır.
Somut olayda; zarar doğuran memuriyet görevini ihmal suçundan davalı maddi ve manevi unsuru gerçekleşmediği gerekçesi ile beraat etmiştir. Her ne kadar davalının sorumluluğunun yasal dayanağı BK.nun 41. maddesi olup; savsama (ihmal) düzeyindeki tutum ve davranışlar da madde kapsamında ise de davalının görev ve hizmet koşulları ile öznel durumuna ilişkin olgular nedeniyle tazminatla sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece; açıklanan ilkeler gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy