(2918 S. K. m. 85) (818 S. K. m. 49)
Dava: Dava dilekçesinde toplam 4.925 YTL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davacıya ait araç kırmızı ışıkta beklerken, davalı Ali'ye ait ve diğer davalı Hüseyin'in kullandığı aracın arkadan çarpması sonucu, trafik kazası meydana geldiğini; her ne kadar, araçtaki hasar bedeli sigorta tarafından karşılanmış ise de, araçta oluşan değer kaybının giderilmediğini; ayrıca, müvekkilinin aracını kullanamadığı süre içinde taksi kiralamış ve harcamalar yapmış olduğunu; trafik kazasının etkisinden uzun bir süre kurtulamayan müvekkili davacının manevi olarak da etkilendiğini iddia ederek; 2.000.000.000 TL araç değer kaybı, 425.000.000 TL aracın kullanılamamasından dolayı tazminat ve 2.500.000.000 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam: 4.925.000.000 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Ali Ağırbaş, kazanın olduğu günün bir gün öncesi aracı Fatma Mercan isimli kişiye sattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili ise, davacının tüm taleplerinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda 2.000.000.000 TL araç değer kaybı, 360.000.000 TL ulaşım mahrumiyeti talebi ve 1.000.000.000 TL manevi tazminat talebi olmak üzere toplam: 3.360.000.000 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davalı Ali'nin temyiz itirazları yönünden;
İbraz edilen noter sözleşmesine göre, 4.10.2004 tarihinde; davalı aracını dava dışı üçüncü kişiye satmıştır. 2918 Sayılı Kanunun 85.maddesinde; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni doğan zarardan sorumlu olur hükmü yer almakta ise de; aynı kanunun 3.maddesine göre; işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır şeklinde tanımlanmıştır.
O halde, davalının; trafik sicilinde adına kayıtlı olmakla birlikte, noter satış senediyle fiili hakimiyeti başkasına geçen aracın doğurduğu tehlikeden veya verdiği zarardan, sorumlu tutulmaması gerekir. Zira, araç malikinin (davalının) müteselsil sorumluluğu; trafik sicilinde kendi adına kayıtlı bulunan araç üzerindeki fiili hakimiyet ile aracı tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi nam ve hesabına işletiyor olması halinde mümkündür. Mahkemece, davalının mücerret trafik kaydına dayanılarak ve işleten sıfatıyla tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiştir.
2) Davalı Hüseyin vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Manevi tazminat; haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır.
Borçlar Kanununun 49.maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.
Somut olayda, davacı meydana gelen kazadan dolayı üzüldüğünü belirterek manevi tazminat istemektedir. Kazadan dolayı yaralanma vs. gibi cismani bir zarara uğradığını da iddia etmemektedir. Sırf üzüntü, başlı başına bir tazminatı gerektirmez. Çünkü, herhangi bir şahsiyet değerinin ihlali ile ilgili değildir. Mahkemece, davacının eski aracını satarak ve bankadan kredi alarak almış olduğu bu aracın kaza sonucu zarar görmesi nedeniyle duyduğu üzüntünün gerçek olduğundan bahisle, manevi tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy