(4721 S. K. m. 195, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı tarafından babasının evine gönderilen davacının davalı ile ayrı yaşadığını, bu nedenle davacı kadın ve müşterek çocuğu için ayrı ayrı 150.000.000'er lira tedbir nafakasının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu ispatlamadığından bahisle davanın reddine, çocuk için 100.000.000 lira tedbir nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
4721 sayılı TMK'nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı kanunun 197. maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Taraflar arasında görülen (ve davacı kadın tarafından açılan) boşanma davasının ispatlamadığından bahisle reddine karar verilmiş ve 2. Hukuk Dairesi'nin onama ilamı ile kesinleşmiştir.
Ancak şimdiki davada mahkemede dinlenen davacı tanıklarının (özellikle davacının eniştesinin) ifadelerinde davacının, eşi, kayınvalidesi ve görümcesi tarafından hakaret edilip dövüldüğü belirtilmiştir.
Bu durumda, mahkemece tanık ifadelerine yeniden başvurularak, gerekirse yüzleştirmek suretiyle davacı kadının ayrı yaşamakta haklı olup olmadığı net bir şekilde araştırılmalı ve alınacak sonuç dairesinde karar verilmelidir.
Eğer davacının ayrı yaşamakta haklı olduğuna ilişkin kesin kanaat oluşursa davacının geçinmesine yetecek, aynı zamanda davalının geliri ile orantılı, hakkaniyete uygun nafaka ya hükmedilmeli, aksi halde şimdiki gibi hüküm kurulmalıdır.
Eksik inceleme ile, davacı tanıklarının beyanlarına hangi somut nedenlerle itibar edilmediği tartışılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarı da açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy