(1086 S. K. m. 2, 6)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davalı köy tüzel kişiliğinin suya vaki el atmasının önlenmesi istenilmiş, mahkemece, suyun değeri dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, su davalarında görevli mahkemenin suyun değerine göre belirleneceği mahkemece doğru olarak gözetilmişse de, suyun değerinin nasıl belirleneceği hususunda yanılgıya düşülmüştür. Suyun değerinin belirlenmesi yöntemi ise şöyle olmalıdır: Davanın değeri, çekişmeli suyun davacı tarafa sağladığı yarar göz önünde tutularak belli edilmelidir. Bunun için de; çekişmeli sudan yararlandığı iddia olunan taşınmazların susuz halindeki değerleri ile sulu halindeki değerleri arasındaki fark, dava edilen suyun değeri olarak kabul edilmeli, görev hususu da bu değere göre belirlenmelidir. Böylece HUMK 6. md. kapsamında kıyasen uygulama yapılmış, görev uyuşmazlığı bu şekilde çözüme kavuşturulmuş olur ( HUMK md. 2/2 ).
Somut olayda, dava konusu suyun genel sulardan olduğu anlaşılmaktadır. Genel sularda ise değer artması veya eksilmesi söz konusu değildir. O halde uyuşmazlık konusu olayda yalnız bu su ( ç. Deresi ) ile sulanan taşınmazların durumu değerlendirilmeli; taşınmazların dava tarihindeki sulu ve susuz değerleri bilirkişiler aracılığı ile saptanmalı, aradaki farka göre görev hususu düşünülmelidir.
Kabule göre de; uyuşmazlığın miktarı itibariyle "davanın mahkememizin HUMK 1. ve 8. maddeleri gereğince görevsizlik nedeniyle reddine" şeklinde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır ( HUMK md. 27 ). Diğer bir ifade ile, mahkemece; "görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, kararın kesinleşmesini müteakip istem halinde dava dosyasının Ç. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine" denilerek hüküm kurulmamış olması usule aykırı görülmüştür.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alının temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy