(2762 S. K. m. 27) (818 S. K. m. 61)
Dava : Dava dilekçesinde 26.000.000.000.- Lira taviz alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş. hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde, ihale ile 29.07.2003 tarihinde satın aldığı Beşiktaş Ortaköy'de bulunan 12 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında gayrisahih vakıflardan olan "Sultan Beyazıt Han Vakfı" şerhinin bulunduğunu, taviz bedeline tabi olmadığı halde davalının talebiyle ödediğini ileri sürerek 26.000.000.000.- Liranın yasal faizi ile birlikte istirdatını talep ve dava etmiştir.
Davalı, 4103 Sayılı Yasanın sahih-gayrisahih ayrımı yapmaksızın tüm vakıfları taviz bedeline tabi tuttuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taşınmazın dava dışı belediye adına kayıtlı olduğu ve mutasarrıfı olan belediye tarafından yapılan ihale sonucunda davacının taşınmazı satın aldığı, ihale bedelinin tayin ve tespitinde vakıf şerhinin dikkate alınarak düşük bedel takdir edildiği gerekçesi ile mutasarrıfı olmayan davacı tarafından açılan davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince haksız yere ödenen taviz bedelinin B.K. 61. maddesi gereğince istirdadı istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 61. maddesi; kazandırmanın nedensiz sayılacağı durumları, "geçersiz" veya "gerçekleşmemiş" ya da "sonradan ortadan kalkan" nedene dayanan iktisaplar olarak ifade etmiştir. Şayet, dava konusu taşınmaz üzerindeki vakıf şerhinin niteliği "gayrisahih vakıf' nevinden ise davacının ( veya dava dışı mutasarrıf belediyenin ) taviz bedeli ödeme yükümlülüğü bulunmayacaktır.
Hemen belirtmek gerekir ki, vakıf şerhini taşıyan tapu kayıtlarının kapsamında kalan tüm taşınmazların taviz bedeli ile sorumlu olduğu söylenemez. Özel mülkün kuru mülkiyeti ve tasarruf hakkının vakfedilmesi ile oluşan sahih vakıflarda, özellikle icareteynli ve mukataalı vakıflarda taviz bedelinin ödenmesi karşılığında vakıf şerhinin silinmesi gerektiği gerek uygulamada, gerekse bilimsel görüşlerde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Ancak, gayrisahih vakıflarda ise taviz bedeli alınması mümkün değildir.
Somut olayda; davacının dava dışı belediyeden taşınmazı ihale ile satın alması üzerine davalı Vakıflar İdaresi'ne vakıf şerhinin terkini amacıyla "zaruret halinde" ve şart koşulması nedeniyle 26.000.000.000.- Lira taviz bedelini ödediği 04.11.2003 tarihli ödeme dekontundan anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, vakfın niteliği yönünden inceleme ve araştırma yapılarak vakfın niteliği saptanması, gayrisahih vakıf olduğunun anlaşılması halinde ise B.K.'nun 61. maddesi uyarınca geçersiz ( nedensiz ) ödemeyi yapan davacının dava açma hakkı olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken itibar edilmeyen gerekçelerle davanın reddi cihetine gidilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy