(818 S. K. m. 61) (2004 S. K. m. 358/I)
Dava: Dava dilekçesinde 1.600.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece her iki davanın da reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı (karşı davalı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının yediemin olarak atandığı 99/15 sayılı Talimat dosyası ile davalının elinden haczedilen otomobilin yediemin sıfatıyla davacıya teslim edildiğini, daha sonra dava dışı alacaklının borçlu ile haricen anlaştıklarını belirtmesi üzerine aracın davalıya iade edildiğini, alacaklının harici anlaşmadan cayarak icraya devam etmesi nedeniyle dava konusu aracın icra takip dosyasına teslim edilemediğini, 3. kişi alacaklının açtığı tazminat davası sonucunda davalı ile birlikte davacı hakkında kurulan hükümde zararın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, bu karar gereğince davacının 1.600.000.000 TL dava dışı alacaklıya ödediğini, dava konusu aracın davalıda kalması ile alacaklıya ödenen miktar kadar davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek 1.600.000.000.TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili ise karşı dava dilekçesinde; dava dışı alacaklı tarafından açılan tazminat davasında davacı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, 4.473.300.000 TL borcun yarısının davacının ödemesi gerektiğini, bu nedenle davacının ödemesi gereken (eksik kalan) 1.204.000.000 TL'nin davacı (karşı davalı) dan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; tazminat davasında davacı ve davalının müteselsilen ve müştereken sorumlu olduklarını, ancak kendi iç ilişkilerinde borcun ne kadarından sorumlu olduklarını ispatlayamadıklarından bahisle her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Denizli - Bozkurt İcra Müdürlüğünün 99/15 sayılı Talimat dosyası ile davacı yediemin tayin edilmiş ve davalıya ait 20 .. 844 plakalı araç 9.3.1999 tarihli tutanak ile davacıya yediemin sıfatı ile teslim edilmiş, icra takibi devam ettiği sırada aracın haricen davalıya geri verilmesi nedeniyle davacının elinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
İİK'nun 358/I maddesi gereğince; yediemin, kendisine teslim edilen hacizli malları icra dairesi istediği zaman geri vermekle yükümlüdür. Aksi halde, yediemin hacizli mal icra dairesine geri vermezse hacizli malın haciz tutanağında tesbit edilmiş olan kıymeti (md. 87), ayrıca bir mahkeme hükmüne gerek kalmaksızın icra dairesince re'sen yediemine tazmin ettirilir (md. 358/II) . Bundan başka hacizli malı istendiğinde icra dairesine teslim etmeyen yediemin, malın kendisine atfolunamayacak bir sebepten dolayı telef veya zayi olduğunu ispat edemezse TCK'nun 276. maddesine göre cezalandırılır.
Davacı hakkında yedieminlik görevini kötüye kullanmak suçundan TCK' nun 276. maddesi gereğince ceza davası açılmış, ayrıca bu suç nedeniyle dava dışı alacaklının uğradığı zararın tazmini amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/43 E., 2002/114 K- sayılı dosyası ile görülen tazminat davası sonucunda hükmedilen zararın davalı araç sahibi ile davacı yedieminden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Bu ilam gereğince, davacı dava dışı alacaklıya karşı sorumluluğu nedeniyle tazminatın 1.600.000.000 TL sini ödemiştir.
Ancak;
Haczedilen davaya konu aracın davalının malvarlığında bulunması ve davacının dava dışı alacaklıya ödediği tazminatın bu araç bedeli karşılığı olması nedeniyle bu miktar kadar davalının sebepsiz zenginleştiği anlaşılmaktadır.
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. BK. 61. maddesinin 1. cümlesinde bu zenginleşme, başkasının zararına meydana gelmiş olmalıdır. Diğer bir deyişle, bir kimsenin (davalının) mal varlığı zenginleşirken, diğer bir şahsın (davacının) mal varlığı azalmalıdır.
Somut olayda, davacı ile davalı arasında hukuken geçerli bir sebep olmaksızın davacının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran davalı elde ettiğini geri vermek zorundadır.
Belirtilen bu hususlar dikkate alınmadan ve Borçlar Hukukunun haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy