(4721 S. K. m. 640) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde 1.584.830.000 lira ecrimisilin tahsili için takibe vaki itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kendisine ait olup, D. Köyü hudutları içinde bulunan 5 adet tarlayı sebepsiz olarak sürüp eken davalının annesinin açtığı tapu iptali ve tescil davası da reddedildiği için 2002 yılı için tesbit edilen 1.584.830.340 TL ürün bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, taşınmazları davacının kardeşi İsmail B.dan icar karşılığında alıp kullandığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazlar D. Köyü 1, 2, 11, 21, 91 parsel sayılı olup, bunlardan 1, 91, 21 parsel sayılı taşınmazlar davacı adına kayıtlı ise de 2 ve 11 parsel nolu taşınmazlar verasette iştirak olarak 8 kişi adına kayıtlıdır. TMK. nun 640. maddesine göre, iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olan bu taşınmazlar için iştirak hali devam ettiği müddetçe maliklerin bağımsız payları ve tasarruf hakları bulunmamaktadır. Tüm maliklerin birlikte hareket etmeleri veya ortaklığa temsilci ataması gerekir. O nedenle davacı mirasçının bu taşınmazlar yönünden açtığı davayı yalnız başına yürütemeyeceği gözetilerek, diğer mirasçıların davaya katılmasının (icazet vermesinin) sağlanması veya terekeye temsilci tayin ettirmesi için uygun süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususun eksik bırakılması doğru görülmemiştir.
Bunun yanında, dava konusu 1, 2, 11, 91 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Kadastro tesbitine davalının annesi M. Koçak ile davalıya kiraya verdiği iddia edilen İsmail B.'nun itiraz etmesi nedeniyle, ecrimisil istenen dönemde (2002 yılında) kadastro mahkemesinde davalı olduğu ve tapuya malikler adına 2003 yılında tescil edildiği anlaşılmaktadır. O nedenle davalının kira sözleşmesine dayalı olarak iyi niyetle kullanan kişi olup olmadığı ve bu nedenle ecrimisil ile sorumlu tutulup tutulmayacağının hükümde tartışılmaması ve böylece savunmanın değerlendirilmemesi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy