(4721 S. K. m. 756) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Dava dilekçesinde Bayır Çayır mevkiindeki suya müdahalenin önlenmesi, eski halin iadesi masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacılar, Valilik tarafından köye getirilen çeşme suyuna davalının müdahalesinin men'i için açılan davanın köy halkının kullanımının engellenmediği gerekçesiyle reddi üzerine suyun kendisine bırakıldığını sanan davalının çeşme önüne duvar yaparak köy halkının istifadesini engellemesi nedeniyle müdahalesinin men'ini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, su ve çeşme davalının tapulu mülkü için de olup, köy halkının kullanımında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dilemiştir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafın temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyla ilgili davacıların davalı aleyhine açtıkları önceki davada; dava konusu suyun köy halkının müştereken zilyetliği altında olduğu sabit olduğundan suyun kaynaklandığı taşınmaz ve maliki hakkında herhangi bir araştırma yapılmadığı, davalı çeşmenin yerini değiştirmiş ise de davacıların sudan yararlanmalarını engellemediği, çeşmeyi köy halkının istifadesine sunduğu kabul edilerek asıl davanın reddi, su genel su ise de davalının da aynı köy halkından olması nedeniyle sudan istifade etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle karşı davanın kabulü cihetine gidilmiş ve davalının su üzerindeki hissesine vaki müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir.
O halde kesinleşen bu hüküm ile suyun köy halkının ortak kullanımında olduğu, özel su olmadığı tesbit edilmiştir. Ancak davalı vekili bu davada aksini savunmaktadır. Davacılarda bu hükmü yanlış anlayan davalının hükümden sonra çeşme önüne duvar örmek suretiyle kullanımlarını engellediğini iddia etmektedirler. Bu durumda çeşmenin köy halkı tarafından kullanımına davalı tarafından yeni bir müdahale olup olmadığı araştırılmaksızın, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy