(1086 S. K. m. 437)
Dava: Dava dilekçesinde 48.000.000.000 lira ecrimisin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalının Zeytinburnu 4 nolu parseldeki depolu işyerinde ½ oranında malik olduklarını, 2000 yılı Ocak ayına kadar ortak çalıştırdıkları işyerini bu tarihten itibaren davalının tek başına çalıştırdığını, müvekkiline de herhangi bir bedel ödemediğini beyanla Ocak 2000 ile Mart 2002 arasında tahakkuk eden 48.000.000.000 TL ecrimisilin (fazla hakkını saklı tutarak) dönem ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazda tarafların ½ şer pay sahibi olduklarını ancak Aralık 1999 tarihinde davacının ½ payı karşılığı 39.000 Dolar ödemek ve ödemeler bittiğinde tapuda devralmak konusunda anlaştıklarını, kardeş olmaları nedeniyle yazılı sözleşme yapılmadığını, anlaşma gereği müvekkilinin ödemeleri tamamladığını ancak davacının tapuda payını devretmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar kardeş olup davanın mahiyeti itibariyle dinlenen tanık beyanlarından ve ödeme belgelerinden; davalının, davacıya ait ½ payın bedelini ödediği halde davacının tapuda devir yapmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dilekçeleri ve dosya içeriğinden; davalı tarafından açılmış, aynı taşınmazın ½ payı karşılığı davacıya verilen 39.000 Dolar ve 300.000.000 TL karşılığı toplam 62.700.000.000 TL.nın istirdatı talepli bir davanın olduğu ve derdest bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı Kadir, gerek iş bu dosyada gerekse davalı konumunda olduğu istirdat dosyasında, ortaklıktan ve işyerinden ayrılmasından sonra ödenen bedelin, ½ mülkiyet payına karşılıklı değil, işyerinde mevcut demirbaş makineler ve mamül mallardan payına düşen miktar karşılığı olduğunu, tamamının ödenmediğini, yapılan ödemelerin de istirdat davası ile istendiğini, dava konusu taşınmazdaki payını davalıya satmadığını dolayısıyla ecrimisil talebinin kabulü gerektiğini iddia ve beyan etmiştir.
Ecrimisil ile ilgili talebin incelenebilmesi için öncelikle taraflar arasındaki pay satışına (istirdat) ilişkin ihtilafın çözümlenmesi gerekir. Derdest olan 1/2 mülkiyetin (payın) devri için ödenen bedelin istirdatı davasında, söz konusu bedelin ödenip ödenmediği, ne için ödendiği hususu kesin olarak açıklığa kavuşacaktır. İstirdata konu bedelin pay satışına değil, makine ve mamül mallar bedeline ilişkin olduğunun anlaşılması halinde davacının ecrimisil talebinin incelenmesi gerekecektir.
Bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte olan ve kesin olarak karara bağlanacak bulunan bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, mahkeme o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici mesele yapabilir.
Mahkemece, derdest olan istirdat davasının bekletici mesele yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, istirdat davasından söz edilmeden ve tartışılmadan yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy