(4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde 7.818.333.830 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin karara bağlanması için bazı nevakısın giderilmesi için mahalline iade edilmiş olup, bu kere yeniden gelmekle dosyadaki bütün bağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde tarafların hissedar oldukları taşınmazı davalının haksız olarak kullanması nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak ecrimisil davası açıldığı, önceki davada alınan bilirkişi raporuna göre, 7.818.333.380 lira fazla hakkın bulunduğunun tespit edildiği iddia edilerek bu miktarın tahsili talep edilmiş, mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Davacının, 295 parsel numaralı taşınmazı davalının işgal etmesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutarak açmış olduğu davada 16.09.2003 tarihinde kabul kararı verildiği, 17.09.2003 günü de eldeki ek davanın açıldığı mahkemece sadece alacağın miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırarak karar verdiği anlaşılmaktadır.
Açılan kısmi davada verilen kararın sonradan açılan ek davada kesin delil teşkil edebilmesi için verilen kararın kesinleşmiş olması gerekir. Ancak bu halde davalının taşınmazı kullandığı ve bu kullanmanın haksız olduğu kesin delille ispatlanmış sayılır. Kısmi davada verilen karar henüz kesinleşmeden o hükmün kesin delil olma özelliği yoktur.
Açılan kısmi dava sonunda verilen karar davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 29.06.2004 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Bu nedenle ilk dava henüz derdesttir.
Açılan ilk davada verilen hüküm kesinleşmeden ek davanın karara bağlanmış olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy