(1086 S. K. m. 4, 8)
Dava: Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 2.567.565.000 lira tazminatın (rücuan) faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin dava hakkını saklı tutarak alacağın bir kısmını dava etmiştir. H.U.M.K. nun 4.maddesine göre dava edilen alacağın son kısmı olmadığı ve alacağın tamamı da münazaalı bulunduğu takdirde alacağın tamamı gözönünde tutularak mahkemenin görevli olup olmadığının öncelikle saptanması gerekir.
Mahkemece görev yönü incelenmeden davanın esası ile ilgili hüküm tesisi doğru değildir.
Kabule göre de uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanan ve yasa gereği 3.şahsa ödenmek zorunda kalınan tazminatın, haksız fiilde bulunan davalıdan rücuan tahsiline ilişkin olmasına rağmen hukuki tavsifte yanılgıya düşülerek davanın haksız fiilden kaynaklanmadığı ve davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle faize dava tarihinden hükmedilmesi isabetli bulunmamıştır.
Ayrıca davanın kabulü, netice-i talebin kabulü olarak değerlendirilmesi gerekirken, hükümde davanın kabulü dendiği halde istek sonuçlarından bir kısmının kabul edilmemesi kendi içinde çelişkili bir sonuç doğurur. Oysa HUMK.'nun 388/son maddesi uyarınca, hüküm sonucu kısmında, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak (çelişki içermeyecek) şekilde gösterilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davada saklı tutulan tazminat miktarı davacıya sorulup tespit edilmeli ve saklı tutulan hakla birlikte dava konusu edilen miktar HUMK.'nun 5219 sayılı yasa ile değişik 8.maddesine göre 5.000.000.000 lirayı geçtiği taktirde davaya Asliye Hukuk mahkemesince bakılacağı göz önünde tutularak dava dilekçesi görev yönünden reddedilmeli, aksi taktirde; uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanan rücuan tazminat olarak kabul edilip, faize de istem gibi (ödeme tarihinden) hükmedilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy