(4721 S. K. m. 657)
Dava: Dava dilekçesinde taşınmazların gerçek değerlerinin yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dilekçesinde, dava konusu 106 sayılı taşınmazın ifraz sebebi ile parsellere ayrıldığını, davalıların bu taşınmazlarda hiçbir hakları olmadığı halde kadastro tespitinin yanlış yapıldığını, kadastro tespitine dayanarak, bu taşınmazları 3. kişilere sattıklarını beyan ederek, taşınmazların gerçek değerlerinin yasal faizleri ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında, kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden kendi hisselerine düşen yerleri sattıklarını, herhangi bir kötü niyetlerinin bulunmadığını ifade etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, tüm dosya münderecatının incelenmesinden 106 parselin kadastro öncesi bir bütün halinde dava dışı Osman ve Akif kardeşler arasında zeminde pay edildiği, davacıların Osman mirasçıları oldukları, 15.12.1988 tarihli kadastro tespitinde taşınmazın davalıların murisi Mehmet Neşri adına işlem gördüğü, davalılardan İsmet'in tespite itirazı üzerine, 106 parselin 2 parçaya ayrılarak 173 parselin davacılardan Satılmış Köseoğlu ve dava dışı şahıslar adına tespit gördüğü, kalan kısmın ise gene 106 parsel ada altında davalıların murisi adına işlem gördüğü, 106 ve 173 nolu parsellere ilişkin olarak açılan ve kesinleşen tapu iptali ve tescil davalarında ise bu taşınmazların davalının murisi ve dava dışı şahıslara aidiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davaya konu edilen ve sonradan ifraz sebebi ile 4 parsele ayrılan 106 parsel sayılı taşınmazda gerek davacıların, gerekse de murislerinin hiçbir haklarının bulunmadığının anlaşılmasına rağmen, mahkemece yanlış gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy