(2709 S. K. m. 73) (3065 S. K. m. 20) (2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 62)
Dava: Dava dilekçesinde 17.926.590.000 liranın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av. Fait Tanlak geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı Yusuf Karataş gelmedi. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin karara bağlanması için bazı nevakısın giderilmesi için mahalline iade edilmiş olup bu kere yeniden gelmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunarak tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı aleyhine açılan kamulaştırma bedelinin arttırılması davasını davalı olan Avukat Yusuf Karataş davacı vekili olarak takip etmiştir. O davada hüküm altına alınan kamulaştırma bedeli için ilam yine davalı tarafından vekil olarak icra takibine konu edilmiş ve bu takip nedeniyle takip alacaklısı için hesap edilen vekalet ücretine ayrıca Katma Değer Vergisi ilave edilerek toplam miktar tahsil edilmiştir.
Temyize konu edilen eldeki davada icra takip dosyası için hesap edilen vekalet ücreti içinde KDV'nin de olduğu, ayrıca %18 oranında hesap edilerek tahsil edilen KDV'nin dayanağının Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesi olması ve yasalarla düzenlenmiş bir vergi olmaması nedeniyle davalıdan geri alınması talep edilmiştir.
Davalı, açılan davayı kabul etmediklerini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece ödemenin halen yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesine göre yapıldığı, kesinleşen icra takibine göre yapılan ödemede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Davanın vekil ile yapılan icra takibinde alacaklı vekili için hesap edilen vekalet ücretine (icra takip dosyasında hak edilen vekalet ücretine) ayrıca Katma Değer Vergisi uygulanması gerekip gerekmediği konusunda olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
28.11.2002 tarih ve 24950 sayılı resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesi ile Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir hükmü getirilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 73. maddesi vergi, resim harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulup değiştirileceği düzenlemesini içermekte olup, öğreti ve uygulamada verginin yasallığı ilkesi olarak adlandırılan bu ilke vergi, resim, harç ve benzeri kamusal erke dayalı bütün yükümlülüklerin yasayla düzenlenmesi zorunluluğunu öngörmektedir. Vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı gibi unsurların yanında vergiden doğan ödev ve usul ilişkilerinin de yasayla düzenlenmesi gereği anılan hükmün zorunlu sonucudur.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 20. maddesinin 4 numaralı bendi Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez. hükmünü içermektedir.
4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesi ile Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir ifadesinin yukarıda açıklanan yasal gerekler gözetilerek oluşturulmuş bir yasal düzenlemeyi içermediği ve normlar hiyerarşisine uygun hukuksal bağlayıcılık kazanmış bir düzenleme niteliği kazanmamıştır.
Maddi olayları açıklamak tarafların bu olaylara uygulanması gereken maddi hukuk kurallarını bulup uygulamak hakimin görevidir.
İİK'nın 72/VII. maddesi Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebilir. hükmünü getirmiştir.
Süresinde ödeme emrine itiraz etmeyen ve bu nedenle hakkındaki icra takibi kesinleşen borçlunun, bu takibi durdurabilmesi için borcu ödemekten başka çaresi yoktur. Yani, süresinde ödeme emrine itiraz etmemiş olan borçlu, borcu cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmaktadır; bu nedenle istirdat davası açabilir.
Davacı (borçlu), istirdat davası açabilmek için, maddi hukuk bakımından borçlu olmadığı bir parayı (hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması nedeniyle) cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmalıdır.
Davacının borçlu olmadığı bir parayı ödemiş olması, istirdat davasının maddi hukuka ilişkin tek şartıdır. BK md.62'dekinin aksine, burada davacı, yalnız borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını ispat etmekle yükümlü olup, bu parayı yanılarak (hata ile) kendisini borçlu sanıp ödemiş olduğunu ispat etmek zorunda değildir.
Mahkemece Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının vergilerin yasa ile düzenleneceği hakkındaki hükmü ve davacının icra tehdidi altında icra takibi nedeniyle hak kazanılan vekalet ücretine ayrıca Katma Değer Vergisi ödediği dikkate alınmadan davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için Yargıtay'daki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 400.000.000 lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı vekiline verilmesine, 12.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy