(634 S. K. m. 42) (818 S. K. m. 19, 20)
Dava: Dava dilekçesinde davalı kuruluşun müstakil kombi sistemine geçiş sözleşmesi imzalanmak ve gerekli kurulumu yapmak zorunda olduğunun tesbiti ile davalının bu şekilde yaratmış olduğu muarazanın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın idare mahkemesinin görevine girdiği gerekçesi ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı - davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar dilekçelerinde, yöneticisi ve maliki oldukları binada ferdi ısınmaya geçiş için pay ve paydaş çoğunluğu ile aldıkları 21.12.2003 tarihli karara rağmen davalı İGDAŞ'ın ferdi ısınmaya geçiş sözleşmesini yapmaya yanaşmadığını ileri sürerek davalının yaratmış olduğu muarazanın giderilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Mahkemece, davalı İGDAŞ'ın doğalgaz dağıtımı konusunda tek yetkili kuruluş olduğu ve kamusal hizmet gördüğü ve de bu kuruluşa karşı açılacak davaların İdari Yargıda görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, hüküm süresinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Genel olarak kişiler, özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenlerler. Bu olanak, Borçlar Kanununda öngörülen (sözleşme serbestliği) ilkesinin bir sonucudur (BK.19-20). Yine Anayasa'nın 40. maddesi ile de güvence altına alınmıştır.
Kural olarak; Türk-İsviçre hukukunda sözleşme özgürlüğü kabul edilmekle birlikte bu aynı zamanda sözleşmeyi yapmayı reddedebilme özgürlüğünü de ifade eder. Bunun istisnasını ise sözleşme yapma mecburiyeti veya sözleşme yapma yükümlülüğü oluşturur.
Sözleşme yapma mecburiyeti, bazı kişi, kuruluş ve kurumların hukuk düzeninde hak sahibi sayılan kişilerin talebi üzerine bunlarla belirli bir sözleşmeyi yapma yükümlülüğünü ifade eder.
Gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında sözleşme yapma zorunluluğu yasa koyucu tarafından öngörülebilir. Kaldı ki, öngörülmediği durumda dahi tekel konumundaki kuruluşların sözleşme yapmayarak vatandaşları zor durumda bırakmalarını hukuk düzeni korumayacaktır.
Uygulamada, Kamu İktisadi Teşebbüsü ve Kamu İktisadi Kuruluşu olmamakla birlikte devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve kuruluş kanunları uyarınca özel hukuk hükümleri dairesinde yönetilen aslında kamu hizmeti yapan kuruluşların bulunduğu bir gerçektir. Bu kuruluşların üçüncü şahıslara karşı vaki haksız eylemlerinden kaynaklanan davaların adli yargı yerinde görüleceği kabul edilmektedir.
Somut olayda; davalı İGDAŞ kombi sistemine geçiş sözleşmesi imzalamamak suretiyle oluşturduğu muarazanın giderilmesi istemi ile açılan bu davanın çözüm yeri Adli Yargı'dır.
Bundan ayrı olarak da; mahkemece taşınmaza ait tüm malikleri gösterir tapu kaydıyla yönetim planı getirtilmek suretiyle dava konusu yerin Kat Mülkiyeti Kanununa tabi yerlerden olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Dava konusu yerin Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi olduğunun anlaşılması halinde işin esasına girilerek anılan yasanın 42. maddesi doğrultusunda inceleme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Şayet kat mülkiyetinin kurulu olmadığı anlaşılır ise; genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisna olduğundan (konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen davalar ile yasanın açık biçimde sulh hukuk mahkemesini görevlendirmediği tüm davalar) asliye hukuk mahkemesinde görüleceğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle idare mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy