(6570 S. K. m. 7) (818 S. K. m. 260) (1580 S. K. m. 70)
Dava: Dava dilekçesinde 11.3.2004 tarihli kira sözleşmesinin feshi ile tahliye istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde, önceki dönem Belediye Başkanı tarafından davalıya kiraya verilen yerlere ilişkin olarak encümen kararı alınmadığını ileri sürerek 2886 ve 1580 sayılı yasa hükümlerine aykırı kira sözleşmesinin feshi ile mecurun tahliyesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece, 6570 sayılı yasa ile Borçlar Kanununun ilgili maddelerine göre böyle bir tahliye nedeni düzenlenmediği gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada ileri sürülen iddianın ve davalı tarafın savunmasının içeriğine göre, yanlar arasındaki uyuşmazlık davacı belediyeye ait taşınmazların kiralama işleminin hukuken geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, çekişmeli taşınmazların Belediye Encümen kararı alınmaksızın ve ihale yapılmaksızın Belediye Başkanı tarafından davalıya 5 yıl süreyle kiralandığı anlaşılmaktadır. Anılan sözleşmenin 1580 sayılı yasanın 70/10 maddesinde öngörülen şartlara uyulmaksızın düzenlendiği de sabittir ve yine bu sözleşmenin belediye meclisi kararıyla geçerlilik kazanacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, söz konusu kira sözleşmesine ilişkin Belediye meclisince verilmiş bir karar veya yukarıda sözü edilen anlamda geçerli bir yetki devrinin bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Her ne kadar, akdin feshi ile akdin iptali hukuki mahiyetleri itibariyle birbirinden farklı ise de dava dilekçesinde ileri sürülen açıklamalardan davacının, başlangıçtan itibaren geçersizliği ileri sürerek kira akdinin iptalini istediği anlaşılmaktadır.
Tarafların dayandığı ve mahkemeye ibraz edilen 11.3.2004 tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmelerine göre aylık kira bedeli 40.000.000 lira olup kira süresince ödenmesi gereken kira bedeli toplamı 400.000.000 lira olan görev sınırının üzerindedir.
O halde mahkemece, dava tarihi itibariyle 400.000.000 liranın üstündeki uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınmaksızın işin esasına girilerek sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy