(7201 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Dava dilekçesinde 12.919.273.550 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde 1/2 oranında hissedar bulunduğu dava konusu taşınmazları davalının ekip biçmesi nedeniyle 5 yıllık ecrimisil bedeli olarak 12.919.273.550 lira ecrimisil bedelinin faizi ile birlikte tahsili istenilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalıya TK. nun 21. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğunu, davalının davadan haberi olmadığını iddia etmiştir. Dosya içerisinde, dava dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçasına rastlanılamamıştır. PTT Müdürlüğünün 24.8.2004 tarihli yazısında ise; tebliğ evrakının, muhatabın tebliğ anında köyde bulunmaması ve aynı çatı altında ikamet edenlerin tebliğ evrakını almamaları nedeniyle köy muhtarına 12.8.2004 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir.
HUMK'nun 73. maddesi hükmüne göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimde uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir.
Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özeliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle, tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Tebliğin yapıldığına ilişkin PTT yazısında; tebliğin Kanun ve Tüzük hükümlerinde aranan şekil şartlarına uygun yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda yapılacak iş; davalıya yeniden davetiye çıkartmak olmalıdır.
Mahkemece dava dilekçesinin yukarıda açıklanan ilkeler gereği davalıya yöntemine uyan biçimde tebliğ edilerek taraf delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy