(4721 S. K. 683, 995)
Dava: Dava dilekçesinde haksız müdahalenin men'i, 15.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, müşterek muris Osman Okutmuş'dan kalan matbaayı kullanarak kendilerine hisse vermeyen davalıların hisseye vaki müdahalelerinin men'i ile 15.000.000.000 lira ecrimisilin tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Mahkemece, davacıların ecrimisile konu taşınmazı davalıların kullanımından dolayı zarara uğradıklarını ispat edemedikleri gerekçesiyle davanın ecrimisil talebi yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, kendi çıkarına haksız olarak başkasının hukuk alanına girip, işine karışıp kazanç elde eden kimse, hak sahibinin zararı ya da yoksullaşması aranmaksızın, bu haksız karışma kazancını geri vermelidir. O halde, başkasının taşınmazını haksız olarak kendi çıkarına kullanan kötüniyetli kimseye, malikin zararı aranmaksızın, o taşınmazı kullanmayacak ya da kullandırmayacak olsaydı bile, kullanma menfaatlerinin ödetilmesi gerekmektedir. Aksi hal zararını ispat edemeyen malikin kötüniyetli zilyetten hakkını istemesine engel olur ki, bu ecrimisilin haksız fiil tazminatı veya sebepsiz zenginleşme istemlerini aşan, bunları tamamlayan görevini yerin getirmesini önler.
Somut olayda, müşterek malın tamamını kullanan davalıları hesap vermeye yönelik bir yol izlenmelidir. Taşınmazın ticari amaçla kullanılması nedeniyle intifadan men şartı da aranmayacaktır. Ancak, terekeye dahil olan malda iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olduğundan, tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri (dava dışı mirasçıların davaya muvafakatının sağlanması) veya miras ortaklığına temsilcisi atanması gerekir. Bu nedenle davacıya dava dışı mirasçıların davaya katılmaları veya terekeye temsilci atanmasını sağlamak üzere süre verilmeli, sonucuna göre yukarıda belirtilen ilkeler ışığında bir karar verilmelidir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy