(818 S. K. m. 61, 66, 104)
Dava: Dava dilekçesinde 2.107.000.000 lira faiz alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin maliki olduğu Pınarhisar Camiikebir mahallesinde bulunan 241 ada 1-2 parselde kayıtlı taşınmazın satış işlemleri sırasında, tapu kaydında vakıf şerhi bulunduğu gerekçesi ile ve davalının işlemin yapılabilmesi için şart koşması nedeniyle taviz bedeli ödemek zorunda kaldığını, sonradan, vakıf şerhinin terkini davası sonucunda şerhin mahkeme kararı ile kaldırıldığını bu nedenle de davalı tarafından ödenen taviz bedelinin iade edildiğini ancak 21.5.2001 tarihinde ödenen taviz bedelinin 1.11.2002 tarihinde iade edilmesi nedeniyle bir yıl beş ay on günlük işlemiş faiz alacağı 2.107.000.000 liranın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1.851.124.722 TL. faiz alacağının tahsili cihetine gidilmiş, hüküm süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, B.K. 61 maddesine dayanan haksız yere ödenen taviz bedelinin geç iade edilmesi nedenine dayanan faiz alacağı isteminden ibarettir.
Gecikme faizi, para borcunu ödemekte temerrüde düşen borçlunun gecikme süresi için alacaklıya ödemesi gereken faizdir. Kanuni gecikme faizinin amacı, zarar ve ziyanın önceden ve maktu olarak tespitidir. Borçlar Kanunu'nun 104. maddesindeki istisna hariç gecikme faizi mütemerrit borçlu hakkında kendiliğinden yürür.
Nedensiz zenginleşmenin iade borcunun para ile ifa edileceği durumlarda faizin hangi tarihte işlemeye başlayacağı sorunu ile karşılaşılır.
Zenginleşen ister iyiniyetli ister kötüniyetli olsun, kendisinden iade talep edilmeden önce temerrüde düşmüş sayılması olanaklı değildir.
Nedensiz zenginleşme nedeniyle gecikme faizi yürümesi için, borçlunun yani haksız mal edinenin ya bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir.
O halde, iade borcu para borcu şeklindeyse (veya sonradan para borcuna dönüşmüş ise), iade talebinde bulunulmasından itibaren temerrüt faizi işleyecektir.
Bundan ayrı olarak ta; sebepsiz zenginleşmeye dayalı geri alma davası, Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde, geri alma hakkının öğrenilmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. Öğretide ve Yargıtay'ın sapma göstermeyen kararlarında benimsendiği üzere anılan bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi ve neden olan kişiyi tam olarak öğrendiği tarihtir. Somut olayda, davacının ödemenin yapıldığı 21.5.2001 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekir.
O halde mahkemece, davalının süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuş olması da dikkate alınarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönler incelenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy