(818 S. K. m. 41)
Dava: Dava dilekçesinde 2.050.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde,13.12.1999 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucunda davalıya ait araçta oluşan hasarın kasko poliçesi kapsamında dava dışı sigorta şirketi tarafından davalıya ödenmesine rağmen aleyhine açılan tazminat davası sonucunda ikinci kere kendisinden tahsil edildiğini ileri sürerek ödenen 2.050.000.000 liranın yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı zararın bir kısmının 10.02.2000 tarihinde dava dışı İnan sigorta tarafından ödendiğini, karşılanmayan kısmı için Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinde 2000/993 E-2002/849 K. sayılı dosyası ile davacı aleyhine tazminat davası açıldığını ve davacıya usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi savunma hakkını da kullanmadığını ve yine dava dışı İnan Sigorta tarafından da davacı aleyhine rücuen tazminat davası açıldığını ve davacı tarafından bu davada da savunma hakkının kullanılmadığını, davacı aleyhine verilen her iki kararında kesinleştiğini, kesin hüküm nedeniyle ödenen paraların istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesinleşen mahkeme ilamları gereğince davacı tarafından ödenen paraların geri istenemeyeceği gibi HUMK. mad. 445'de düzenlenen yargılamanın iadesi koşullarının dahi oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.09.2002 tarih ve 2000/993-2002/849 sayılı dosyasının incelenmesinden davalı tarafından davacı aleyhine 33.KV.417 plakalı aracında meydana gelen hasarın tazmini amacıyla tazminat davası açıldığı ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü cihetine gidildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yine, Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.10.2002 tarih ve 2001/275-2002/719 sayılı dosyanın incelenmesinde; dava dışı İnan Sigorta A.Ş.'nin 33.KV.417 plakalı araçta trafik kazası nedeniyle oluşan hasar bedeli 1.800.000.000 liranın kasko poliçesi kapsamında sigortalısına ödendiği gerekçesi ile 8/8 kusurlu davalıdan rücuen tahsili istenilmiş, mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Sebepsiz zenginleşme nedeni ile talep hakkının doğması için; bir edimin ifasıyla veya başka bir yolla bir zenginleşmenin geçerli bir nedene dayanmaksızın başkasına ait şeyler (veya başkasının fakirleşmesi) sayesinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir borcun ifası sırasında bunun çerçevesini aşan kazandırmalar da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilecektir.
Somut olayda,13.12.1999 günü davacı Ertem Peker'e ait araç ile davalı aracının çarpışması sonucu trafik kazası meydana gelmiştir. Yapılan yargılama sonucunda kusur ve hasar oranları belirlenmiş olup davacı kesinleşen ilamlar nedeniyle sorumlu olduğu tazminatı ödemek zorunda kalmıştır. Fakat, aynı olay nedeniyle hem sigorta şirketine ve hem de zarar gören davalıya tazminat ödemiştir. Diğer bir ifade ile davalı, zararını sigorta poliçesi kapsamında dava dışı İnan Sigorta A.Ş.'den 10.02.2000 tarihinde tahsil ettiği halde davacı aleyhine 30.10.2000 tarihinde açtığı tazminat davası sonucunda kesinleşen ilam nedeniyle ikinci kere tahsil etmiştir. Kesin hükmün varlığı nedeniyle bu miktarın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenemeyeceği tabiidir. Ne var ki davalının sigorta şirketinden tahsil ettiği miktar (1.800.000.000 TL.) kadar zenginleştiğinin kabulü gerekir. Nitekim sigorta şirketinin davacıya yönelttiği rücu davasında davalının taraf olmaması nedeniyle bu yönde kesin hükmün varlığından da söz edilemez.
Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar dikkate alınarak yapılacak yargılama neticesinde varılacak sonuca ve davalının zenginleştiği miktarın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy