(2004 S. K. m. 72)
Dava: Dava dilekçesinde İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2004/11439 sayılı dosyasında 1.500.000.000 lira bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti, %40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalılardan bir adet inek satın alıp, karşılığında 1.500.000.000 lira bedelli bono verdiklerini, bono bedelini ödeyerek davalı İbrahim'den İbraname alındığını, ancak İbrahim'in iade etmesi gereken senetteki alacaklı ismini değiştirerek hamil yerine karısı diğer davalı Sabiha'nın ismini yazmak suretiyle alacağı tahsil için haklarında icra takibi başlatıldığını, bedeli ödenmiş bu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı İbrahim, ödemenin başka bir alacağa ilişkin olduğunu, diğer davalı Sabiha ise para alış-verişinden haberi olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, ödemenin bono hamili olmayan İbrahim'e yapılmış olması nedeniyle senet alacaklısı Sabiha'nın hakkının etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı Rafet Duran tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut bono fotokopisinden hamil isminin çizilerek yeniden Sabiha Altay isminin yazıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar da senet hamili İbrahim iken Sabiha Altay isminin sonradan yazıldığını iddia etmektedir. O nedenle bu yöndeki iddia ve senet hamilinin ibranameyi veren İbrahim olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; tanık Kenan Tan ibraname yazılırken davalı- hamil Sabiha'nın yanlarında olduğunu beyan etmektedir. Bu durumda Sabiha poliçeyi iktisap ederken savunmada belirtildiği üzere bedelin ödenmiş olması durumunu bilerek borçlu zararına hareket etmiş olan 3 ncü kişi durumundadır. Bu nedenle iyiniyetli kabul edilemeyeceğinden ödeme def'inin ona karşı da ileri sürülerek her türlü delille ispat edilebileceğinin gözetilmemesi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy