(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275, 388) (818 S. K. m. 104)
Dava: Dava dilekçesinde 938.053.598 lira asıl alacak ile 1.281.566.274 lira işlemiş faizin tahsili için yapılan takipte işlemiş faiz alacağına yönelik itirazın iptali ile %40 tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, davalının icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulmamasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; kira sözleşmesi gereğince Aksaray Yeraltı geçidinin ortak giderlerinin kiracılara ait olduğunu, ancak davalının ortak elektrik giderinden kendi payına düşen kısmı ödemediğini, hakkında başlatılan takip sırasında da işlemiş ve işleyecek faiz oranlarına itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece; işlemiş faiz alacağına yönelik itirazın iptaline, ancak davalının başka bir borç ve icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulmamasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
İİK'nun 67/1. maddesi gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açılması gerekir. Takip dosyasında itirazın tebliğ edilmediği, dosyaya yatırılan ana paranın davacı belediye yetkilisine ödendiği tarihe göre ise, davanın bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Ancak, davalının temerrüde düşürüldüğü tarih ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz alacağı miktarının tesbiti için uzman bir bilirkişiden rapor alınarak, buna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. (HUMK md.275 v.d.)
Yine HUMK'nun 388/son maddesi gereğince, hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Takip sırasında, takip tarihinden itibaren ana para ile birlikte işlemiş faize de yeniden faiz istenildiği anlaşıldığından, hükümde BK'nun 104/3. maddesi gereğince temerrüt faizine faiz yürütülmeyeceği hususunun açıkça belirtilmesi gerekirken, genel ifadeler kullanılarak başka bir borçla sorumlu tutulmamasına şeklinde hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya uygun olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy