(818 S. K. m. 249)
Dava: Dava dilekçesinde çeklerin iptali, sözleşmenin feshi, ödenmiş bulunan 30.000 Markın iadesi ile 10.000.000.000 lira tazminatın, ticari faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin davalıya ait taşınmazı bar olarak işletmek üzere kiraladığını, yıllık kira bedelinin 120.000 Mark olduğunu, bu bedelin ilk taksidi olan 30.000 Markın peşin olarak ödendiğini, kalan bedel için de çek ve senet alındığını, taşınmazı kiraladıktan sonra da taşınmaza birtakım masraflar yaptığını, ancak davalı kiralayanın edimini yerine getirmeyerek, içki ruhsatı alınmasına engel olduğunu, ayrıca taşınmazın belediye tarafından yıkılacağını bildiği halde 2 yıllık sözleşme yaptığını beyan ederek, kira sözleşmesinin feshine, verilen çek ve senetlerin iptaline, ödenmiş bulunan 30.000 Mark kira bedelinin davalıdan tahsiline ve uğranılan 10.000.000.000 lira zararın dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, içki ruhsatı alınmasına engel olmadığını, bunun için gerekli yasal girişimlerde bulunduğunda, yasal prosedürlerin uzaması nedeni ile ruhsatın ancak dava açıldığı tarihten sonra alındığını ifade etmiştir.
Mahkemece, akdin geçerliliğinin bağlı olduğu içki ruhsatı alınmasının davalı kiralayan tarafından ikmal edilmesi gereken bir edim olduğu ve hangi sürede ikmal edilmesi gerektiği hususlarının duraksanmaya yer vermeyecek şekilde ispat edilemediği, kaldı ki bu işlemler bürokratik işlemler olup, gecikmesinde davalı kiralayanın sorumlu tutulmasının hakkaniyet ile bağdaşmayacağı, dava açıldığı tarihten sonra da içki ruhsatının alındığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut ve taraflar arasında imzalanmış bulunan protokolde, kira sözleşmesinin sürdürülebilmesi, kiralanan yer ( bar ) için içki ruhsatı alınması koşuluna bağlanmıştır. İçki ruhsatının alınması konusunda da, gerekli yasal prosedür işlemiş ve nihayetinde de dava açıldıktan sonra, 5 yıllığına içki ruhsatı verilmiştir. Davacı kiracı her ne kadar, davalının ruhsatın alınmasına engel olduğunu iddia etmişse de, bu hususu tüm delilleri ile ispatlayamamıştır. O halde kiralayan davalının içki ruhsatının alınmamasında ( kadı ki sonradan alınmıştır ) kusurunun bulunduğu ispat edilemediğine göre, davacının ( kiracı ) herhangi bir tazminat istemesi mümkün değildir.
Taraflar arasında yapılan protokolde kira sözleşmesinin geçerliliği ve devamı içki ruhsatı alınmasına bağlandığına ve tanık anlatımlarına göre de kiracı ( davacı taşınmazda içki satarak kullanımını sürdürdüğü sürece kira borçlarından sorumludur. Kira sözleşmesini fesih ve eylemli olarak terk tarihinden sonraki kira borçlarından ise sorumlu tutulması mümkün değildir.
Öyle ise, yukarıda ilke ve esaslar doğrultusunda mahkemece yargılama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 3.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy