(4721 S. K. m. 4, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davalı ile müvekkilinin 1991 yılından beri evli bulunduklarını, bu evlilikten olma iki çocuklarının olduğunu, müvekkilinin davalının haksız ve onur kırıcı davranışlarına yıllarca katlanmasına rağmen, davalı tarafından boşanma davası ikame edildiğini, davanın redle sonuçlandığını, yaşanan gelişmeler nedeniyle davacının müşterek ikametgahlarından ayrılmak zorunda kaldığını iddia ederek; davacı için aylık 150.000.000 lira, müşterek çocuklardan okula giden Oğuzhan için aylık 200.000.000 lira tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ayrı yaşamakta haklı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ayrı yaşamada haklılık iddiasının kanıtlanamadığından bahisle, davacı için istenilen tedbir nafakasının reddine, müşterek çocuk için kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK'nun 197/2. maddesine göre; Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Somut olayda; davacı (kadın), ayrı yaşamakta haklılık iddiasına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Davalı tarafından açılan boşanma davasının; davacının (kadının) kusuru bulunmadığından red edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tanığı (babası) duruşmada tarafların ayrılmadan önce bir arada yaşadıkları aile konutu, mülkiyeti oğluma ait olduğu için satıldı beyanında bulunmuştur. Davacının (kadının), boşanma davasının reddinden sonra evliliğin devamını sürdüreceği müşterek bir konut bulunmadığı gibi, davalının barışma girişiminde bulunmadığı davada kusursuz bulunan eşini müşterek konuta davet etmediği de anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının ayrı yaşamakta haklı olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, davacının geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken, davacı için istemin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy