(4721 S. K. m. 994, 995)
Dava: Dava dilekçesinde davacı (karşı davalı) müdahalenin men'i ile 12.000.000.000 lira ecrimisilin, yasal faizi ile davalı (karşılık davacı), karşılık davacı ile de 27.000.000.000 lira tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabul, kısmen reddi, karşılık davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı (karşılık davalı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının arsasındaki payının %60'ını kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile dava dışı yükleniciye devrettiğini, yüklenicinin yaptığı daireyi arsa payına karşılık olarak dava dışı 3.bir kişiye sattığını, davalının dava konusu yeri sözü edilen 3.kişiden satın aldığını, ancak yüklenici edimini yerine getirmeyince, tapu iptali tescil davası açarak dava konusu dairenin tapusunu adına tescil ettirdiğini, davalının ise taşınmazda oturmaya devam ettiğini beyan ederek, davalının taşınmazdan müdahalesinin men'ine, 12.000.000.000 lira ecrimisilin, yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ise açtığı karşılık dava ile dairenin bedeline karşılık olmak üzere 27.000.000.000 liranın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, men'i müdahale davasının tamamen, ecrimisil davasının ise kısmen kabulüne ve davalının açtığı karşılık davanın da kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, yüklenicinin hakkını temellük eden 3.kişiler onun halefi olacaklarından, selefinin haiz olduğu hakkı, arsa sahibine karşı ileri sürebilirler. Arsa sahibi de, yüklenici sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediği takdirde, 3.kişi üzerine geçmiş olan tapunun iptalini isteyebilir. Henüz tamamlanmamış binadan bağımsız bölüm edinme amacı ile arsa payı satın alan kişi arsanın gerçekte yükleniciye ait olmadığını, kat karşılığı yükleniciye verildiğini ve yüklenicinin edimini yerine getirmemesi halinde kendisine bırakılan arsa paylarında hakkının doğmayacağını bilmekte ve arsa maliki tarafından arsa payının iptal edilebileceği riskini göze alarak tapuyu devralmaktadır. Bu nedenle satın alanın iyi niyetli olduğundan söz edilemez.
İyi niyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir (MK.mad.994). Kötü niyetli zilyet ise ancak yaptığı giderlerden hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir, ayrıca kötü niyetli zilyedin hapis hakkı da bulunmamaktadır (MK.mad.995).
Somut olayda, yukarıdaki ilke ve içtihatlar gereğince davalının iyi niyetli olmadığı kabul edilerek, dava tarihi itibariyle, taşınmaza yaptığı masraflardan, hak sahibi için de zorunlu olanların tespit edilerek bu masrafların davacıdan (karşı davalı) tahsiline karar verilmesi, diğer yandan da yukarıda zikredilen kanun hükümleri gereğince kötü niyetli zilyedin hapis hakkından faydalanamayacağı da gözetilerek yapılacak yargılama sonucunda varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, değişik gerekçeler ile karşılık davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy